Kılıçdaroğlu’nun Geçmişinde "Siyasi Şok": 2004 İhanet İddiası Gün Yüzüne Çıktı!
ÖZEL HABER
İktidara Yürüyüş Hareketi Ve Umuttan Hayal Kırıklığına
2004 yılında, CHP içerisinde parti içi demokrasiyi tesis etmek ve olağanüstü kurultaya gitmek amacıyla 31 milletvekili bir araya gelerek "İktidara Yürüyüş Hareketi"ni başlattı. Harekete, önemli bir figürü olarak dahil edilen Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin merkezindeki isimlerden biriydi.
Ancak Tomanbay’ın aktardığına göre, 19 Mayıs 2004’te kamuoyuna duyurulan hareket, genel merkezin baskısı karşısında bir anda çöküşe geçti. Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce dahil birçok isim, imzalarını geri çekerek hareketle yollarını ayırdı.
"İlk El Kaldıran O Oldu" İhraç Oylamasında Saf Değiştirme
Tomanbay’ın en çarpıcı iddiası ise hareketin tasfiyesi sırasında yaşandı. Parti Meclisi’nde (PM) kendisiyle birlikte hareketin öncüleri olan Ahmet Güryüz Ketenci ve Hasan Aydın’ın ihracı oylanırken, Kılıçdaroğlu’nun sergilediği tutum adeta bir şok etkisi yarattığını söyledi.
Tomanbay, Kılıçdaroğlu’nun sadece sessiz kalmakla yetinmediğini, kendi yol arkadaşlarının ihracı için "ilk el kaldıranlardan biri" olduğunu belirterek durumu şu sert sözlerle özetledi:
"Sessiz kalmak ya da çekimser kalmak yerine, içinde yer aldığı hareketin insanlarını ihraç etmek için el kaldırdı."
Uğur Mumcu Göndermeli "Ajan Provokatör" Tanımı
Tomanbay, bu durumu Uğur Mumcu’nun literatürdeki "ajan provokatör" tanımıyla eşleştirerek, Kılıçdaroğlu’nun o dönemki misyonunu sorguladı. Tomanbay, bu ifşaatı bir "tarihe not düşme" çabası olarak nitelendirirken, Kılıçdaroğlu'nun bugün seçilmiş CHP yönetimine karşı sergilediği muhalif tavrın, geçmişteki bu "siyasi sicili" ile çeliştiğini savundu.
Siyasi hafızaya vurgu yapan Tomanbay, Kılıçdaroğlu'nun "değişimci" veya "demokrat" kimliğinin, geçmişteki bu hamleleriyle ne kadar örtüştüğünü sorgulattı.
CHP'li Tomanbay’ın bu hamlesi, Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir savunduğu 'kuruluş ve değişim' retoriğinin altındaki boşluğu deşifre ediyor. Bu çıkış, butlan kararı ile atanan Kılıçdaroğlu ve yakın arkadaşlarının yönetim anlayışının iflasını ilan ederken, Kılıçdaroğlu'nu da kendi yarattığı bu söylem çıkmazında hesap vermeye zorluyor.
Öte yandan Gazeteci Yazar Şenol Ateş ise, “Deniz’in Gidişi, Kemal’in Gelişi" adlı kitabında Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderlik serüvenini, partiyi dizayn etme biçimi üzerinden eleştiriyor.
Ateş, "Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturduğu günden itibaren parti içi demokrasi söylemi ile pratikteki uygulamaları arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Özellikle 'imza çekme' süreçlerinde izlenen stratejiler, bu çifte standardın en somut kanıtı olarak gösterilir. Kılıçdaroğlu, muhaliflerin topladığı imzaları geçersiz kılmak veya geri çektirmek için geliştirdiği yöntemlerle, zamanında kendisinin de içinde yer aldığı demokratikleşme taleplerini bizzat tasfiye etmiştir" diyor.Yazar, bu durumu 'CHP üzerinden Türkiye'ye operasyon' tezinin bir parçası olarak okurken; partinin kurumsal kimliğinin, liderin koltuğunu koruma reflekslerine kurban edildiğini ve bu tutumun, partiyi ideolojik ekseninden kopararak tek adam eksenli bir yapıya dönüştürdüğünü savunuyor.
Yorumlar
Yorum Gönder