Yayın Özgürlüğünde 25 Yıllık Tezat!
Ekrem İmamoğlu’nun mahkemedeki savunmalarını bir araya getiren "Millet Şahidimdir" kitabının henüz matbaadayken toplatılması, bu yüzden hepimizin durup düşünmesi gereken ağır bir durumu ortaya koyuyor. Hukukta buna "önleyici sansür" deniyor; yani daha doğmamış bir düşünceyi, henüz basılmamış bir sayfayı peşinen engellemek anlamına geliyor.
Ülkenin yayıncılık tarihinde basılan kitapların toplatılmasına ne yazık ki çok sık tanık olduk ve olunduğunu da hala görüyoruz. Ancak bir eserin daha matbaa tezgahındayken engellenmesi öyle her zaman gördüğümüz bir şey değil. 2011’de gazeteci Ahmet Şık’ın henüz taslak halindeki "İmamın Ordusu" kitabına yapılan müdahale ya da eski sıkıyönetim dönemlerinin o karanlık hafızası geliyor hemen akla.
İşin daha da düşündürücü tarafı ise siyasi tarihimizin bize sunduğu o aşikâr tezat. partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1999 yılında Pınarhisar Cezaevi döneminde çıkardığı "Bu Şarkı Burada Bitmez" şiir albümünü hatırlayalım. O dönemin tüm ağır adli süreçlerine ve siyasi yasağına rağmen o albüm engellenmedi, basıldı ve insanlara ulaştı. Dün siyasi yasaklı bir liderin sesi topluma ulaşabilirken, bugün bir ana muhalefet figürünün duruşma savunmasının daha basılmadan toplatılması, adaletin terazisindeki dengesizliği açıkça gözler önüne seriyor.
Bir yanda "sivil anayasa" çağrıları yapılıyor, Meclis çatısı altında diyaloğdan, reformdan, yeni bir demokratikleşme dalgasından bahsediliyor. Ancak diğer yanda, ülkenin en önemli siyasi aktörlerinden birinin savunma hakkına matbaa aşamasında ket vuruluyor. Söylemde geniş tabanlı bir uzlaşı vaat ederken, uygulamada basılmamış kitaba el koymak, reform hevesinin inandırıcılığını ne yazık ki derinden yaralıyor.
Henüz okurla buluşmamış, kapağı bile açılmamış bir metni peşinen engellemek, en temel hakların kalbine dokunmaktır. Biliyoruz ki tarih boyunca hiçbir önleyici karar fikirlerin yayılmasına engel olamadı; aksine o fikirleri daha da merak edilir kıldı.
Adalete ve demokrasiye gerçekten inanıyorsak, Ekrem İmamoğlu’nun kendini kısıtlamasız, eksiksiz ve doğrudan kamuoyu önünde savunma hakkına saygı duymak zorundayız. Bu metinlerin insanlara ulaşmasını engellemek kimseye bir şey kazandırmaz. Savunma hakkına gösterilecek her türlü özen ve saygı, bu toplumun adalet duygusunu ayakta tutan tek temel olduğunun bir kez daha altını çizerek bu yaşananları siz okurlarımın takdirine bırakıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder