Sefalet Halka Mülk Oldu: Diplomalı Genç Evde, Emekli Pazar Artığında!
Mutfaktaki yangın artık alev olup tavanı sardı, biz hâlâ kâğıt üzerindeki süslü rakamlarla serinlemeye çalışıyoruz. TÜİK’in açıkladığı o steril enflasyon verileriyle semt pazarındaki tezgâhın gerçekliği arasındaki uçurum, her geçen gün biraz daha derinleşiyor. Yetkililer ekrandan “enflasyonda düşüş eğilimi başladı” müjdesi verirken, halk pazarda filesini yarım dolduramadan, taneyle domates, çürükten ayıklanmış biber seçerek evine dönüyor. Bu memlekette hissedilen enflasyon bir illüzyon değil; her ay cüzdanı kurutan, sofradaki lokmayı küçülten en çıplak hakikat.
Asgari ücrete yapılan her zam, henüz çalışanın cebine girmeden eriyip gidiyor. Birkaç yıl öncesine kadar hayal kurabilen, tatile gidebilen, çoluğuna çocuğuna bir mont alırken iki kez düşünmeyen orta sınıf, uygulanan yanlış iktisat politikalarının ve ısrarcı yönetim anlayışının sonucunda adeta yok edildi. Toplum ikiye bölündü. Bir tarafta hayat pahalılığının uğramadığı dar bir kesim, diğer tarafta ise emeklisi, işçisi, memuruyla açlık ve yoksulluk sınırı arasında yaşam mücadelesi veren devasa bir kitle. Emeklinin yıllarca alın teri döküp kazandığı maaş, bugün sadece temel mutfak masrafına ve kiraya yetmiyorsa, burada ciddi bir yönetim sorumluluğu ve mantık tutarsızlığı var demektir.
Sadece gelirler erimiyor, geleceğimiz de elden kayıp gidiyor. Manşetlerde parlatılan iyimser işsizlik istatistiklerinin arkasında “görünmeyen” devasa bir genç nüfus var. Üniversite diplomasını duvara asıp evde oturan, binbir emekle okuduğu bölümün karşılığını bulamayınca iş aramaktan bile umudunu kesen yüz binlerce genç… Bugün evde oturan, ne eğitimde ne istihdamda yer alan "ev gençleri" gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Gençlerin hayallerini “coğrafya kaderdir” çaresizliğine hapseden, onların geleceğini borç yükü ve umutsuzlukla şekillendiren bu tablo, tesadüflerin değil, basiretsiz tercihler döneminin eseridir.
Gerçeklerle bağı kopmuş istatistiklerin arkasına saklanarak mutfaktaki yangın söndürülemez; boş tencere kapalı kapılar ardındaki masallarla dolmaz. Halka sabır ve tasarruf vaazı verirken kendi lüksünden milim taviz vermeyenlerin faturası, her akşam pazar artığı toplayan dar gelirliye kesilemez. Bu kriz artık sadece bir ekonomi yönetimsizliği değil; halkın ekmeğini ve geleceğini gasp eden açık bir vicdan krizidir!
Yorumlar
Yorum Gönder