Amasız, Fakatsız Her Türlü Darbeye Karşı İnsan Olmak!
Bugün 12 Eylül. Takvime baksanız sıradan bir sonbahar günü ama bu ülkenin hafızasında insanlığın, vicdanın ve demokrasinin askıya alındığı o karanlık sabahın adı.
Üniformanın gölgesi üzerimize düştüğünde sadece hükümetler devrilmedi; gencecik insanların hayatları, bir ülkenin geleceği ve umudu çalındı. Darbeler, kılıfı ne olursa olsun ister postalla gelsin ister sivil vesayetle toplumu silindir gibi ezen, geriye sadece korku ve enkaz bırakan insanlık dışı müdahalelerdir.
Bu ülkenin en büyük acısını ise hiç şüphesiz solcular, sosyalistler, devrimciler ve bu ülkenin aydınlık yüzü olan demokratlar çekti. Bir kuşak adeta yok edildi. Yüz binlerce insan gözaltına alındı, Diyarbakır’da, Mamak’ta, Metris’te insanlık onuru ayaklar altına alındı. Kitaplar yakıldı, sendikalar kapatıldı, üniversiteler susturuldu.
Sırf eşitlik, adalet ve özgürlük dedikleri için gencecik çocuklar idam sehpalarına gönderildi. "Bir sağdan bir soldan" denilerek vicdansız bir matematik uğruna hayatlar karartıldı.
Aslında darbelerin en büyük tahribatı, bir toplumun adalet duygusunu ve geleceğe olan inancını yok etmesidir. Bizi dayanışmaktan, düşünmekten ve bir arada durmaktan alıkoyan, apolitik ve korkak bir toplum yaratma çabasıdır.
Aradan geçen onlarca yıla rağmen biliyoruz ki; amasız, fakatsız, nereden gelirse gelsin her türlü darbe ve vesayete karşı durmak bir insanlık borcudur. Demokrasiyi ve insan haklarını savunmak, sadece geçmişte kaybettiğimiz o devrimci güzel insanlara değil, yarınlarımıza olan en büyük sorumluluğumuzdur.
Yorumlar
Yorum Gönder