Sis Perdesi Dağılırken Özgür Özel’in Konuşması Bize Ne Söylüyor?
TBMM’nin o yüksek tavanlı koridorlarında, kulislerinde, genel kurul salonundaki o hararetli dakikalarda yıllarımı geçirdim. Bir parlamento muhabiri olarak o kürsüden ne nutuklar dinledim, ne anlık öfke krizlerine, ne büyük iddialarla başlayıp saman alevi gibi sönen ne çıkışlara tanıklık ettim, inanın sayısını ben bile unuttum.
Ankara siyasetinin tozu toprağı bana tek bir şey öğrettiyse, o da şudur: Siyasetin tansiyonu fırladığında, sis perdesi ortalığı kapladığında yapılan en büyük hata; telaşla, öfkeyle karar vermek ve hemen kestirme yargılara varmaktır. Bu yol uzun, zorlu ve oldukça engebeli. Ve tam da bu yüzden; tüm demokratların, aklı başında olan, bu ülkenin yarınlarına kaygı duyan herkesin birbirine her zamankinden çok ihtiyacı var.
Son zamanlarda nereye baksak bir "tarihin doğru tarafında durmak" lafıdır gidiyor. Herkes kendi durduğu yeri tarihin nirengi noktası ilan etme yarışında. Oysa yıllarca o Meclis koridorlarında tarihin canlı akışını izlemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; hangi kararın, hangi hamlenin yarın nasıl bir sonuç vereceğini bu belirsizlik ortamında bugünden kestirmek imkânsızdır. Tarihin doğru tarafında olup olmadığınızı anlamak için anlık alkışlara değil, zamana bakmak gerekir. Zamana ve tarihe şans tanımak gerekir.
İşte Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı dinlerken tam olarak bunu hissettim. Yılların verdiği mesleki refleksle konuşmanın tonuna, kelimelerin arkasındaki duyguya baktım. Özel, Meclis kürsüsünün o insanı kolayca içine çeken öfke girdabına kapılmadı. Rüzgâra kapılıp savrulmak yerine, bir liderden beklenen soğukkanlılıkla zamana şans tanıdı.
En önemlisi de, o kürsüden hepimizin birbirimize olan ihtiyacını bir kez daha çok net bir dille hatırlattı. Bizi birbirimize kırdırmaya çalışan, öfke nöbetleriyle ortak aklı yok etmek isteyen atmosfere karşı; dayanışmayı, sükûneti ve birlikte hareket etmenin gücünü öne çıkardı.
Siyasette en kolay şey bağırmaktır, en zor şey ise fırtınanın ortasında dümene sahip çıkıp ortak aklı koruyabilmektir. Parlamaktan, kestirip atmaktan, aceleci kehanetlerde bulunmaktan kimseye fayda gelmedi, gelmez. Özgür Özel bugünkü konuşmasıyla tam da bu tecrübenin gereğini yaptı.
Mücadele bir maratondur, yüz metre koşusu değil. Öfkeye yenilmeden, birbirimizin elini bırakmadan ve zamana hak ettiği şansı vererek yürüdüğümüz sürece tarihin doğru tarafında buluşmamak için hiçbir neden yok.
Yorumlar
Yorum Gönder