Bakan Tekin STK dediği Tarikat ve Benzer Yapılarla İşbirliğine Devam Edecek mi?

Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en temel ve kritik alan eğitimdir. Anayasa’nın amir hükümlerine göre bu sistemin laik, bilimsel, akılcı ve kamusal esaslara dayanması zorunludur. Ancak 25 yıllık AKP iktidarında eğitim süreçlerinin tarikat ve cemaat gibi dogmatik yapılara açılması, toplumsal aklı, eleştirel düşünceyi ve ülkenin yarınlarını doğrudan riske atıyor.​Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Meclis kürsüsünde sarf ettiği, “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla protokol yapmaya devam edeceğiz” sözleri, bu riskin ve iktidarın liyakattan uzak politikalarındaki ısrarının açık bir itirafıdır. Modern eğitim bilimleri açısından kabul edilemez olan bu yaklaşım, kamusal eğitimin laik ve rasyonel temelini zedelemektedir.​ Eğitim bilimlerinin temel amacı ise bireye eleştirel düşünme becerisi kazandırmak, analitik zekâyı geliştirmek ve pozitif bilimler ışığında akılcı bireyler yetiştirmektir. Tarikat ve cemaat yapılanmaları ise akıl ve bilimi geri plana iterek sorgulamayı engeller; bilgiyi üretmek yerine mutlak itaat kültürünü dayatır. Devlet kurumlarına bu tür yapılar üzerinden sızılması, liyakati yok eder ve kamu kaynaklarının adil kullanımını engeller. Gerçek sivil toplum kuruluşları (STK) şeffaf, kamusal denetime açık ve evrensel demokratik değerlerle uyumludur. Laik hukukun dışındaki kapalı hiyerarşik yapılar bu tanımı karşılamaz.​ Ülkeyi yönetenlerin, karar alıcıların ve tarikat liderlerinin önemli bir kısmının kendi çocuklarını yurt dışındaki prestijli kurumlarda veya nitelikli özel okullarda okutması, bilimsel ve çağdaş imkânlar sağlarken, buna karşılık halkın çocuklarının tarikat yurt ve okullarına yönlendirilmesi açık bir çifte standart ve ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.​“Bizim çocuklarımız modern ve nitelikli eğitim alsın, halkın çocukları ise bu yapılarda yetişsin” anlayışı, eğitimde fırsat eşitliği ilkesini tamamen ortadan kaldırırken sosyal adaleti de yok etmektedir.​Türkiye, dini istismar eden yapıların devleti ele geçirme girişiminin bedelini çok ağır ödemiş bir ülkedir. 15 Temmuz’da FETÖ’nün “eğitim ve hizmet” maskesi altında neler yaptığı hala hafızalarımızda. Buna rağmen benzer yapılara karşı hoşgörülü bir tutum sergilenmesi, tarihsel derslerin alınmadığını açıkça ortaya koyuyor.​ Nitekim kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindeki yöneticilerin; “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve “kamu kurumları zararına dolandırıcılık” gibi ağır suçlamalarla Ankara merkezli yürütülen operasyonlar sonucunda tutuklanması, bu yapıların eğitim ve barınma maskesi altında ulaştığı tehlikeli boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. MASAK raporlarına ve milyarlarca liralık usulsüz para trafiğine yansıyan bu tablo, bu yapıların toplumsal ve kamusal düzene verdiği zararın somut kanıtı değil de nedir?​ Buna rağmen Bakan Tekin'in benzer yapılarla iş birliğini sürdürme ısrarı, yaşanan büyük skandallardan ve geçmişteki acı tecrübelerden ders çıkarılmadığının, tehlikenin ise bilerek göz ardı edildiğinin açık bir göstergesidir. Çocuklarımızın zihni hiçbir dogmanın, hiçbir tarikat liderinin ya da karanlık çıkar ağının arka bahçesi yapılamaz; aklı ve bilimi rehber edinen aydınlık yarınlar, bu ülkenin vazgeçilmez ortak geleceğidir. Laiklik ilkesinden taviz vermek yalnızca bir anayasal ihlal değil, doğrudan millî güvenliğe, toplumsal adalete ve barışa vurulmuş en büyük darbedir. Bu tarihi sorumlulukla; Bakan Tekin'in STK dediği tarikat ve benzeri yapılarla iş birliğine devam edip etmeyeceği sorusu da ortadayken, yetkililerin bu akıl dışı ısrardan derhâl vazgeçmesi, kamusal eğitimin akıl ve bilimin ışığına kavuşturulması ve bu ülkenin evlatlarının geleceğinin karartılmasına son verilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!