Avrupa Yaşatıyor, Türkiye Öldürüyor: Çeyrek Asırlık Düzenin İşçi Bilançosu!
AKP iktidarı 25 yılı geride bırakırken övündüğü mega projeler, devasa binalar ve "büyüme" rakamlarının, arkasında saklanan derin bir insanlık dramıyla anılıyor. Avrupa ülkeleri iş kazalarını sıfırlamak için sıkı denetimler ve önleyici politikalar hayata geçirirken, çeyrek asırdır ülkeyi yöneten AKP iktidarının tercihleri Türkiye’yi iş cinayetlerinde dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri haline getirdi.
Rakamların Suçüstü Yaptığı Tablo
İki coğrafya arasındaki zihniyet ve yönetim farkı, resmi istatistiklere açıkça yansımakta.
Avrupa Standardı
450 milyon nüfuslu 27 Avrupa ülkesinin tamamında bir yılda yaşanan toplam ölümlü iş kazası sayısı 3.300 civarındadır. Yüz bin çalışan başına düşen ölüm oranı ise ortalama 1.63’tür. Hollanda, Almanya ve İsveç gibi ülkelerde bu oran 1'in altında.
AKP Türkiye’si
Nüfusu ve kayıtlı istihdamı çok daha az olmasına rağmen Türkiye’deki bilanço dehşet verici. İSİG Meclisi’nin verilerine göre, yalnızca 2026’nın ilk 7 ayında en az 1.279 işçi iş cinayetlerinde can vermiştir. Her ay ortalama 150 ila 230 emekçi, alınterini döktüğü iş yerlerinde göz göre göre ölüme terk edilmekte.
İktidar Türkiye’yi Neden Bir İşçi Mezarlığına Çevirdi?
Türkiye’nin iş cinayetlerinde Avrupa’nın fersah fersah gerisinde kalmasının temel sebebi, çeyrek asırdır uygulanan politikalar.
Cezasızlık ve Denetimsizlik Kültürü
İktidarın sermayeyi koruyan politikaları sayesinde denetimler kâğıt üzerinde kalmaktadır. Madenlerde, inşaatlarda ve büyük projelerde yaşanan faciaların ardından gelen soruşturmalar cezasızlıkla sonuçlanmakta; bu da işverenlere "güvenlik masrafından kaçının" mesajı vermekte.
"Kârı" İnsan Hayatının Üstünde Tutan Düzen: 25 yıllık iktidar dönemi, üretim modelini maksimum kâr ve minimum maliyet üzerine kurmuştu. Baret, emniyet kemeri, iskele ve havalandırma gibi hayati tedbirler "masraf" olarak görülmekte; taşeronlaşma sistemi ise sorumluluğu ortadan kaldırarak denetimsizliği tavan yaptırmakta.
Sendikasızlaştırma ve Örgütsüzleştirme
Avrupa’da işçiler güçlü sendikalarla haklarını korurken, Türkiye’de iktidar desteğiyle sendikalaşma oranları dip yapmıştı. Hak arayan, can güvenliğini talep eden işçiler kapının önüne konulmakta; örgütsüz bırakılan emekçiler güvensiz koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmakta.
Çocuk ve Göçmen Emeği Sömürüsü
İktidarın "MESEM" gibi projelerle çocukları merdiven altı atölyelere ve sanayiye ucuz iş gücü olarak sürmesi, çocuk işçiliğini meşrulaştırmıştı. Kayıt dışı göçmen işçilerle birlikte milyonlarca insan hiçbir eğitim ve koruma olmaksızın en tehlikeli işlerde sömürülmekte.
"Kader" ve "Fıtrat" Söylemiyle Sorumluluktan Kaçış
25 yıldır yaşanan her büyük facianın ardından iktidar yetkililerinin sarıldığı "fıtrat" ve "kader" söylemi, yaşananların teknik, hukuki ve idari birer cinayet olduğu gerçeğini örtbas etmekten başka bir işe yaramamakta.
Avrupa’da iş kazaları "önlenebilir teknik hatalar" olarak ele alınıp sistem sürekli güncellenirken, AKP iktidarının çeyrek asırlık yönetiminde Türkiye’deki işçiler şansa ve ölümle burun buruna çalışmaya mahkûm edildi. İnsan hayatını hiçe sayan bu bozuk düzen; denetimlerin bağımsızlaştırılması, cezasızlık politikasından vazgeçilmesi ve emeğin hakkını veren bir rejim kurulana kadar her yeni günde yeni cinayetlerin habercisi olmaya devam edecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder