Kayıtlar

Liyakatin Yerini "Fişleme" mi Alıyor? Öğretim Elemanlarına İstihbarat Soruşturması Yolda!

Resim
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen  282 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 25. maddesi, akademik camiada ve muhalefette tepkilere neden oldu.  Yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanlarına güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması zorunluluğu getiren düzenleme, “kamu güvenliği” gerekçesiyle sunulsa da uzmanlar tarafından üniversiteleri eleştirel düşünceden arındırmaya ve muhalif sesleri tasfiye etmeye yönelik bir “sadakat rejimi” olarak nitelendiriliyor.  Kanun teklifiyle 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 3. maddesine “yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları” ibaresi ekleniyor. Böylece öğretim elemanı atamalarında istihbarat temelli soruşturma zorunlu hale geliyor. Akademik çevreler; bu uygulamanın liyakat ilkesini tamamen ortadan kaldırarak yerine “siyasi sadakat” kriterini yerleştireceğini vurguluyor. Düzenlemenin Anayasa’nın,  -Düşünce ve kanaat hürriyeti (Madde 25) -Düşünceyi açıklama ve yay...

Engelli Bakım Merkezi Skandalında Bürokratik Çelişki: "Kapattık" Denen Yer İçin İnceleme Sürüyor!

Resim
​İstanbul’daki bir özel bakım merkezinde engelli bireylere yönelik yaşanan ihmal ve istismar iddiaları Meclis gündemine taşınırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verdiği resmi yanıt skandal bir çelişkiyi gözler önüne serdi. Bakanlık, merkezin kapatıldığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu savunurken, aynı belgede soruşturmanın hâlâ devam ettiği bildirildi. Türkiye'yi sarsan bakım merkezi ihmal ve istismar iddiaları, meclis denetim mekanizmalarındaki bürokratik tutarsızlıkları da gün yüzüne çıkardı. İstanbul’daki bir engelli bakım merkezinde yaşanan vahim olaylar, farklı partilerden milletvekilleri tarafından hazırlanan yazılı soru önergeleriyle Meclis gündemine taşındı. Ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın konuya ilişkin verdiği resmi yanıt, hukuki ve mantıksal açıdan birbirini nakzeden ifadeler barındırması nedeniyle tepki topladı.  ​Konuyu Meclise Taşıyan İsimler ve Önergeler ​Eylül ve Ekim 2025 tarihlerinde TBMM Başkanlığına sunulan soru önergeleri...

Denetimsizliğe Yasal Kılıf: Bir Kişi Birden Fazla Vakıf Üniversitesini Yönetebilecek!

Resim
​Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan 282 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne eklenen bir önerge, vakıf yükseköğretim kurumlarındaki denetim mekanizmalarını zayıflatacak tartışmalı bir düzenlemeyi gündeme getirdi. İktidarın çıkardığı veya önünü açtığı bu tür yasal düzenlemeler, kamuoyunda ve muhalefet çevrelerinde "adrese teslim ayrıcalık" olarak tepki çekiyor. ​Yaptırımlar Kaldırılıyor ​Kanun teklifinin 9 uncu maddesinde yapılması istenen değişiklik, 2547 sayılı Kanun’un ek 11 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin metinden tamamen çıkarılmasını öngörüyor. Bu hamleyle birlikte; bir vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyetinde veya kurucu vakfında yer alan isimlerin, başka bir vakıf yükseköğretim kurumunda da aynı unvanlarla görev yapabilmesinin önündeki engeller temizleniyor. Normal şartlarda yaptırım uygulanmasını gerektiren bu durumun kapsam dışına çıkarılması, "akademik alanda tekelleşme ve kadrolaşma" kaygılarını artırıyor.   Eği...

Ekranlarda "Sendikalı Olun", Gerçekte Yüzde 6 Barajı: İki Yüzlü Çalışma Düzeni!

Resim
Çalışma hayatının dumanı tüten tezgahlarında, metal fabrikalarında, inşaat iskelelerinde ya da kargo depolarında çalışan milyonlar için "sendikalı olmak" artık anayasal bir haktan ziyade, adeta bir hukuk mücadelesi ve göze alma meselesi durumuna geldi. ​Bakanlık kürsülerinden, televizyon ekranlarından yayımlanan şık kamu spotlarında işçilere sesleniliyor: “ Sendikalı olun, güvenceye kavuşun.” Reklam filmleri modern, mesajlar cana yakın, niyet ise kağıt üstünde çok “demokratik”. ​Peki, gerçeğin mutfağında rüzgar nasıl esiyor? ​Emek Partisi milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca’nın Meclis gündemine taşıdığı veriler, bu süslü cümlelerin altındaki acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Türkiye’de kayıtlı 17,4 milyon işçiden yalnızca 2,4 milyonunun sendika üyesi olduğu açıklandı. Resmî oran yüzde 13,96 gibi cılız bir seviyede kalırken, kamu işçileri dışarıda bırakıldığında özel sektördeki sendikalaşma oranının yüzde 6-7 bandına sıkıştığı görülüyor. ​...

Tek Bir Bağımsız Kalem Bile Karanlığı Aydınlatmaya Yeter!

Resim
Demokrasi denilen kadim yapı, süslü kürsülerde yapılan ihtişamlı konuşmalarla değil, halkın haber alma hakkının ne kadar korunduğuyla ölçülür. Bir ülkede demokrasinin nefes boruları tıkandığında, ilk önce gerçeğin sesini topluma ulaştıran bağımsız kalemler hedef alınır.   ​Ne var ki, bu topraklarda hakikati savunmanın tarihi, aynı zamanda ağır bedellerin, mahkeme salonlarının ve göğüslenen haksızlıkların tarihidir. Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, henüz yeni rejimin inkılap ve yapılanma sürecinde bile basın üzerindeki baskılar gecikmemiş; Ahmed Emin Yalman, Velid Ebüzziya, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Şükrü Esmer ve Eşref Edip gibi dönemin önde gelen gazeteci ve yazarları, yazdıkları yazılar ve muhalif duruşları nedeniyle İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanarak ya da mahkeme kapılarında sabahlayarak Cumhuriyet tarihinin ilk basın mahkûmiyetlerine ve tutuklamalarına maruz kalmışlardır. ​Bugün dönüp baktığımızda, bağımsız ve omurgalı gazeteciliği hazmedemeyen, kalemi...

CHP'nin Önceki Dönem 264 Milletvekillinden Toplu İstifa ve Yeni Oluşum Açıklaması!

Resim
​Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) farklı dönemlerinde görev yapmış çok sayıda eski milletvekili, ortak bir kamuoyu açıklaması yayınlayarak partilerinden istifa ettiklerini ve yeni bir siyasi oluşuma destek vereceklerini duyurdular. ​İmzacılar, son dönemde yaşanan gelişmelerin ve "yasalara aykırı olarak alındığı" öne sürülen butlan kararının partinin kurucu değerleri ve demokratik süreçleriyle bağdaşmadığını belirterek, bu sürecin bir parçası olmayacaklarını ifade ettiler. ​İstifa Gerekçeleri ve Açıklamadan Öne Çıkan Başlıklar ​Tüzel Kişilik Vurgusu: Açıklamada, CHP'nin tüzel kişiliğini yeniden geri alana kadar partiden geçici olarak ayrılma kararı alındığı belirtildi. ​Meşruiyet Krizi: Alınan kararların partiyi kişisel iktidar aracı haline getirdiği savunularak, ortaya çıkan meşruiyet krizinde yer alınmayacağı vurgulandı. ​Yeni Siyasi Anlayış : Atatürk’ün ilke ve devrimlerine, laik ve demokratik Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı kalınacağı; parti içi demo...

Can Boğazdan Gelir Derken, Boğazımızdan Gidenler Canımızı Alıyor!

Resim
Sabah kahvaltı yaparken ​şöyle bir düşündüm. Soframıza koyduğumuz bir dilim peynirden, akşam tenceremizde kaynayan yemeğe kadar her şey artık bir soru işareti. Eskiden "Can boğazdan gelir" derdik, şimdi korkarım ki boğazımızdan gidenler canımızı alıyor. ​Gıda meselesi öyle geçiştirilecek, üç beş denetimle halledilecek bir şey değil; bildiğiniz millî güvenlik meselesi bu. Ama maalesef tarladan sofraya uzanan o güzelim zincir, ne yazık ki ekonomik krizin, denetimsizliğin, başı boşluğun ve biraz daha fazla kâr hırsının kurbanı olmuş durumda. ​İşin en acı ve bir o kadar da insanın kanını donduran hikayesi ise tarlada başlıyor. Çiftçi zaten borç içinde, girdi maliyetleri boyunu aşmış. Gübreymiş, zirai ilaçmış derken adamcağız az maliyetle yüksek verim alayım derken eli kolu bağlanıyor. Sonuç mu?  Pestisit yani o zehirli ilaç kalıntıları doğrudan ürünlerimize geçiyor. Hani şu Avrupa Birliği var ya; "Bu üründe kalıntı var, sağlığa zararlı" deyip sınır kapıların...