Türkiye Faiz Kölesi Oldu: 2 Trilyon TL'lik Kaynak Halka Değil, Faiz Tefecilerine Gitti. Hesap Sandıkta Görülecek!
Muhalefet partilerinin son dönemde sıkça dile getirdiği çarpıcı gerçekler, Türkiye'nin ekonomik çöküşünün en somut kanıtı haline geldi. 2025 yılında bütçeden faize ayrılan devasa kaynaklar tam 2,05 trilyon TL ülkenin geleceğini ipotek altına alırken, bu parayla neler yapılabileceğini düşünmek bile insanı çileden çıkarıyor.
Hükümetin sorumsuz borçlanma politikaları, halkın sırtına yüklenen ağır faturayı gizleyemiyor.
Bu para, 12 Marmaray hattı,
35 Osmangazi Köprüsü,
33 şehir hastanesi ve tam
688 bin 235 sosyal konut inşa edebilirdi.
Peki, bu kaynaklar nereye gitti?
Bankalara, yabancı kreditörlere ve AKP'nin yıllardır sürdürdüğü popülist harcamaların faizine gitti!
Resmi verilere göre, 2025 bütçesinde faiz ödemeleri önceki yıla göre yüzde 61,7 artarak 2,05 trilyon TL'ye ulaştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın kendi raporları bunu doğruluyor: Yılın tamamında faiz harcamaları, toplam bütçe giderlerinin önemli bir kısmını yutmuş durumda. Bu rakam, Türkiye'nin GSYİH'sinin yaklaşık yüzde 2'sine tekabül ediyor ve ekonomistlere göre, hükümetin yüksek faiz sarmalından kurtulmak için hiçbir somut adım atmadığını gösteriyor.
Aksine, Merkez Bankası'nın faiz indirimleri ve döviz müdahaleleriyle yaratılan suni istikrar, ülkeyi daha derin bir krize sürüklüyor. Düşünün, Marmaray projesinin maliyeti yaklaşık 157 milyar TL civarında.
Bu hesaba göre, 2025 faiz ödemeleriyle 12'den fazla Marmaray hattı inşa edilebilirdi. İstanbul'un ulaşım çilesini kökten çözecek, milyonlarca vatandaşa zaman ve para kazandıracak dev yatırımlar!
Osmangazi Köprüsü'nün inşaat maliyeti ise 42 milyar TL'ye yakın; bu parayla 35 köprü yapılabilirdi, ki bu da Türkiye'nin köprü ve otoyol altyapısını baştan aşağı yenilemek anlamına geliyor.
Şehir hastaneleri ise ortalama bir şehir hastanesinin inşaat maliyeti 60 milyar TL'yi buluyor. 33 tane yeni hastane, deprem bölgelerinde sağlık hizmetlerini güçlendirir, binlerce hayat kurtarırdı.
Ve sosyal konutlara bakacak olursak, TOKİ'nin ortalama bir sosyal konut birim maliyeti 2,9 milyon TL civarında. 688 bin konut, milyonlarca düşük gelirli aileyi ev sahibi yapar, kiracıların sırtındaki yükü hafifletirdi.
Ama hayır, hükümet bu kaynakları faize kurban etti! Bu skandalın sorumlusu kim? Elbette, AKP hükümeti ve onun ekonomi yönetimi. Yıllardır sürdürülen yüksek borçlanma, döviz rezervlerini eritme ve enflasyonu körükleme politikaları, Türkiye'yi faiz tuzağına düşürdü. 2025'te bütçe açığı 1,8 trilyon TL'ye ulaşırken, faiz ödemeleri rekor kırdı.
Muhalefet liderlerinin bu konudaki eleştirilerinde haklı olduğunu ifade eden ekonomi uzmanları:
Bu para, "sadece bir yıl" içinde halkın refahı için harcanabilirdi. Ama yerine, yabancı bankalara ve spekülatörlere aktarıldı. Hükümetin "ekonomik başarı" masalları, bu gerçekler karşısında eriyip gidiyor. Vatandaşlar enflasyonla boğuşurken, asgari ücret erirken, bu israf kabul edilemez! Eğer bu gidişat değişmezse, 2026'da faiz yükü daha da artacak. Hükümet, acilen borç yapılandırması ve tasarruf tedbirleri almalı" eleştirisinde bulunuyor.
Öte yandan, AKP'nin önceliği halk değil, kendi siyasi hesapları olduğunu ifade eden vatandaşlar, yapılan eylemlerde ve sosyal medyada, Türkiye, bu yönetimle daha ne kadar dayanabilir? "Yeter artık, hesap verin!, iktidar hesabı sandıkta verecek" gibi paylaşımlarıyla halkın sesi yükseliyor.
Yorumlar
Yorum Gönder