Kaş Yapayım Derken Göz Çıkardılar: Hukuk Güvenliği Çöktü, Şimdi Eğitimin İtibarı Çöküyor!
İstanbul Üniversitesi akademik intiharın eşiğinde. 33 yıllık diplomaya "siyasi" operasyon, 573 yıllık kurumu dünya standartlarından (AACSB) kopma noktasına getirdi.
Türkiye’nin en köklü yükseköğretim kurumlarından İstanbul Üniversitesi, siyasi bir tartışmanın ortasında kalarak uluslararası itibarını riske atmış durumda. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 33 yıl önce aldığı lisans diplomasının, yatay geçiş sürecinde usulsüzlük iddiasıyla iptal edilmesi, yalnızca hukuki bir mesele olmaktan çıkıp küresel akademik camiada ciddi yankı uyandırdı.
Siyasi Amaç mı, Akademik İntihar mı?
18 Mart 2025’te İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla, Ekrem İmamoğlu dahil 28 mezunun diploması “açık hata” gerekçesiyle geçersiz sayıldı. Bu karar, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gereken yükseköğretim mezuniyeti şartını ortadan kaldırdığı gerekçesiyle yoğun siyasi eleştirilere yol açtı. İtirazlar reddedilmiş, idari yargı süreci de başvuru sahibinin aleyhine sonuçlanmıştı. Ancak asıl kırılma noktası, kararın uluslararası boyuta taşınması oldu. Amerika merkezli ve işletme eğitiminde dünyanın en saygın akreditasyon kuruluşlarından AACSB (Association to Advance Collegiate Schools of Business), İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi hakkında resmi inceleme başlattı. Bir grup aktivist ile CHP’ye yakın platformların (19 Mart Platformu gibi) yaptığı şikâyet üzerine harekete geçen AACSB, üniversitenin akademik kararlarının siyasi baskı altında alınıp alınmadığını ve kurumsal özerklik ilkesine uyup uymadığını sorguluyor.
Akreditasyonun İptali Ne Getirir?
AACSB akreditasyonu, bir işletme fakültesinin dünya standartlarında eğitim sunduğunun küresel güvencesi olarak biliniyor. Eğer inceleme olumsuz sonuçlanırsa:
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunlarının diplomaları uluslararası geçerliliğini büyük ölçüde kaybedebilir.
Yurt dışındaki yüksek lisans programlarına başvuru ve iş dünyasında öncelikli tanınma avantajı ortadan kalkabilir.
Üniversitenin genel itibarı sarsılır; Türkiye’den beyin göçünü hızlandıracak bir güven erozyonu başlar. 573 yıllık bir kurum, siyasi hesaplaşmaların bedelini uzun yıllar ödeyebilir.
Hukuk Güvenliği ve Akademik Özerklik Tehlikede
33 yıl boyunca devlet tarafından tanınan, onaylanan ve kullanılan bir diplomanın bugün “usulsüzlük” gerekçesiyle iptal edilmesi, hukuki öngörülebilirlik ilkesini derinden yaralıyor. Hiçbir diplomanın zamanaşımına uğramayacağı, her an geri alınabileceği algısı yerleşirse, milyonlarca mezun için benzer kaygılar doğar. Daha vahimi, Türkiye’nin en eski ve prestijli üniversitesinin, iktidarın rakip bir siyasetçiyi saf dışı bırakma hamlesine alet edilmesi izlenimi yaratmasıdır. Bağımsız akademik kurumların siyasi iradeye göre karar aldığı yönündeki algı, Türk yükseköğretiminin dünya sıralamalarındaki gerilemesini daha da hızlandırabilir.
Kısa Vadeli Siyasi Kazanç, Uzun Vadeli Ulusal Zarar
İktidarın Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanlığı yarışından uzak tutma stratejisi, görünüşe göre başarıya ulaşmış gibi dursa da, faturası Türkiye’nin akademik geleceğine kesiliyor. Eğitim uzmanları bu durumu, bir siyasi rakibi engellemek uğruna köklü bir üniversitenin uluslararası arenada “güvensiz” damgası yemesi riski, ülkedeki eğitim kalitesine ve gençlerin geleceğine vurulan ağır bir darbe olarak değerlendiriyor.
İstanbul Üniversitesi’nin AACSB incelemesinden nasıl çıkacağı, önümüzdeki haftalarda netleşecek. Ancak şu an için net olan tek gerçek: Siyasetin gölgesinde kalan akademi, sadece bir kişinin adaylığını değil, Türkiye’nin eğitim itibarını da tehlikeye atmış görünüyor.
Bu durum siyasi çevrelerde: Kaş yapayım derken göz çıkardılar. Hukuk güvenliği çöktü, şimdi de eğitimin itibarı çöküyor' şeklinde eleştirel yorumlara neden oldu.
Yorumlar
Yorum Gönder