Seneca’dan Kılıçdaroğlu’na Tarihi Uyarı: Rotası Olmayana Rüzgâr Yardım Etmez!
Siyaset doğası gereği dinamik bir süreçtir ve liderlerin değişen şartlar karşısında pozisyon alması olağandır. Ancak Kılıçdaroğlu’nun geçmişiyle bugünü arasındaki uçurum, bir "siyasi güncelleme" çabasını çoktan aşmış; içinden çıkılması zor bir "çelişkiler sarmalına" dönüşmüştür. Bir dönem "helalleşme" diyerek çıktığı yolun, bugün kendi partisine karşı takındığı mesafeli ve yıkıcı tavırla kesişmesi, seçmen nezdinde ciddi bir güven erozyonu yarattı.
Kılıçdaroğlu, taban tabana zıt kesimleri bir araya getiren "Millet İttifakı"nun baş mimarıydı. "Herkesi kucaklama" vizyonu, onun siyasi kimliğinin temel taşıydı. Bugün ise manzara tamamen farklı. Partinin kurumsal iradesiyle uyumlu hareket etmek yerine, adeta kendi "siyasi ajandasını" yürüten bir eski genel başkan profiliyle karşı karşıyayız. Dün "kurumsal aidiyet" disiplinini en sert biçimde savunan Kılıçdaroğlu, bugün seçilmiş CHP yönetimine karşı sergilediği tutumla, bizzat inşa ettiği disiplin retoriğini kendi elleriyle yok saymaktadır.
Kılıçdaroğlu’nun yıllarca dilinden düşürmediği "liyakat" kavramı, bugün trajik bir boyuta evrilmiştir. Liderliği döneminde "kurumsal hafızayı" ve "sadakati" mutlak bir gereklilik olarak sunan Kılıçdaroğlu, bugün CHP yönetiminin değişim süreçlerini sorgularken, aslında kendi dönemindeki yönetim tarzının mı, yoksa bir muhalefet figürü olarak kendi sınırlarının mı altında ezilmektedir?
Siyasetin rasyonel zemininde, dünün "liyakat savunucusu", bugün kendi kurumsal mirasını örseleyen bir figüre dönüşmüştür.
Dış politika ve ekonomi gibi temel meselelerdeki son çıkışları, onun "merkez-sol" kimliğinden uzaklaşıp, daha keskin, yer yer milliyetçi ve Osmanlıcı tarihsel vurguları öne çıkaran bir dile savrulduğunu göstermektedir. "Dün savunduğunu bugün farklı yorumlamak", kısa vadeli rasyonel bir strateji olarak görülebilir; ancak seçmen nezdinde en büyük sermaye tutarlılıktır. Kılıçdaroğlu’nun bugünkü mesafeli duruşu ve iktidarın söylemleriyle paralel vurguları, onun "siyasetin dışındaki bilge rehber" olma iddiasını yok etmiştir.
Siyaset sahnesi, hafızası zayıf olanları değil, kendi geçmişiyle çelişenleri affetmez. Bir liderin mirasını ayakta tutan yegâne unsur, geçmişte attığı imzanın arkasında durabilme cesaretidir. Aksi takdirde, dünün "helalleşme" mimarı, bugünün "siyasi tutarsızlık" çıkmazında sessizce silinmeye mahkûmdur; çünkü tarih stratejik manevraları değil, sadece ilkesel duruşları kaydeder.
Romalı filozof Seneca’nın, "Hangi limana yelken açtığını bilmeyen bir gemi için hiçbir rüzgâr elverişli değildir." uyarısı, bugün Kılıçdaroğlu’nun siyasi portresinde vücut buluyor.
Siyaset sahnesi pusulasını yitirenleri değil, rotasına sadık kalanları hatırlar; o ise kendi geçmişiyle girdiği bu çatışmada, siyasi bir yalnızlığa doğru sürüklendiğini henüz görememektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder