Sanatçılardan Kılıçdaroğlu'na Sert Veto: "Eserlerimiz Sizinle Yürümez, Onlar Halkındır!"

Türkiye siyasetinin son günlerdeki en çalkantılı gündemi olan ve "mutlak butlan" kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna taşınması, sadece siyasi arenayı değil, sanat dünyasının vicdanını da derinden sarstı. 

Yıllardır bu ülkenin ezgilerini, umutlarını ve itirazlarını notalara döken Türkiye’nin en köklü sanatçıları; Zülfü Livaneli’den Selda Bağcan’a, Cahit Berkay’dan Suavi’ye, Onur Akın’dan Edip Akbayram’ın ailesine kadar uzanan geniş bir isim listesi, Kılıçdaroğlu yönetimine karşı "sanatın yasaklı mührünü" vurdu.

​Siyasi bir meşruiyet tartışmasının tam göbeğinde yer alan Kılıçdaroğlu, sanat dünyasından daha önce hiç görülmemiş ölçekte bir "izolasyon" ile karşı karşıya. Sanatçılar, sadece eserlerini geri çekmekle kalmıyor; aynı zamanda bu sürecin demokratik değerlerle bağdaşmadığını, "butlanla gelenin" sanatın evrensel dilini kirletmesine göz yummayacaklarını ilan ediyorlar.

​Zülfü Livaneli: "Butlanla gelen şu anki CHP Genel Merkezi'nin bestelerimi kullanmasına iznim yoktur." diyerek siyasi meşruiyetin sanat üzerindeki otoritesini reddetti.

​Selda Bağcan: Sesi ve besteleri üzerinden "etkinlik, yayın veya siyasi çalışma" yasağı getirerek, sanatını bu tartışmalı dönemin bir parçası olmaktan çıkardı.

​Cahit Berkay: "Bugüne kadar müziğimin mitinglerde kullanılmasına engel olmadım, ancak butlanla gelenlerin kullanmasına asla izin vermiyorum" sözleriyle, sanatın hangi değerleri temsil ettiğini hatırlattı.

​Bir zamanlar Kılıçdaroğlu için marşlar besteleyen Onur Akın, bugün "Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!" haykırışıyla, geçmişteki desteğini bir "tarihi yanılgı" olarak niteledi ve yasal yollara başvuracağını net bir şekilde belirtti.

​Bu tepkiler, sadece bir "telif" sorunu değil, sanatçıların Kılıçdaroğlu’nun yeni dönemine duyduğu derin güven kaybının ve etik rahatsızlığın en sert yansımasıdır. Sanatçı, toplumun vicdanıdır. Eğer bir sanatçı, kendi şarkısını bir siyasi partinin propaganda aracından "çekip alıyorsa", bu durum, o siyasi yapının sadece halkın değil, ruhun ve estetiğin de onayını kaybettiğinin kanıtıdır.

​Edip Akbayram'ın ailesinin, sanatçının hayatı boyunca savunduğu demokratik değerleri hatırlatarak getirdiği yasak, aslında bu "red" dalgasının temel motivasyonunu özetliyor: Sanat, kirletilemeyecek kadar kutsaldır.
Şimdi ​tarih, şarkılarını yasaklayan sanatçıları mı, yasaklanan siyasiyi mi hatırlayacak?
​Kılıçdaroğlu’nun şaibeli yargı kararlarıyla kurduğu bu yeni meşruiyet düzlemi, sanatçıların "veto"larıyla daha da daralıyor. Bir siyasi figür için kendi partisinin ve toplumun en sevdiği seslerden mahrum kalmak, sadece teknik bir sorun değil; bir siyasi yalnızlığın ilanıdır.
​Grup Yorum’un "Şarkılarımızı mitinglerinde kullanmalarına ve kirletmelerine asla müsaade etmeyeceğiz" çıkışı, bu sürecin artık bir hukuk meselesinden çıkıp bir "onur mücadelesine" dönüştüğünü gösteriyor. Sanat dünyası, Kılıçdaroğlu'na çok net bir mesaj veriyor ve "Şarkılarımız, senin siyasi hırslarının değil, halkın ve demokrasinin sesidir." diyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!