"Osmanlı" Söylemleri Türkiye’yi Hangi Yola Sokuyor? Kulisler Hareketli


ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Ortadoğu’ya ilişkin açıklamalarına paralel ifadeler, Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aynı gün yaptığı Osmanlı ve Ortadoğu vurgulu konuşma ve paylaşımları, hem meclis muhalefet kulislerini hem de diplomasi kulislerini hareketlendirdi.

9 Haziran 2026’da neredeyse aynı saatlerde yapılan Osmanlı vurgulu açıklamalar. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Osmanlı millet sistemini öven, post-Osmanlı ulus-devlet düzenini “hata” olarak nitelendiren sözleri; Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Osmanlı coğrafyasında büyüyerek gitmek” vurgusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Osmanlı çınarı” ile “7 iklimde bayrak” paylaşımı, diplomasi ve laik Cumhuriyet savunucularında ciddi rahatsızlık yarattı.

Diplomatik kaynaklar, “Bu tür nostaljik ve revizyonist söylemler, Türkiye’nin 100 yıllık demokratik laik Cumhuriyet kimliğini aşındırıyor” uyarısında bulunuyor. Bir Batılı diplomat, “Barrack’ın millet sistemi övgüsü ve monarşi ima eden açıklamalarının sorunlu olduğunu vurguluyor ve Kemal Kılıçdaroğlu ve iktidarın aynı gün benzer tonda Osmanlı referansları vermesinin tesadüf olamayacağını, ulus-devlet modelinden sapma sinyali olarak ve bölgede yeni gerilimlere kapı açabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Laik ve Kemalist çevreler bu yaklaşımı “neo-Osmanlıcı” olarak nitelendirerek sert tepki gösteriyor ve şu eleştiriler yapılıyor: 
Bu açıklamalar Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik, üniter Cumhuriyet’in temel ilkelerini (cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik) erozyona uğratıyor. Bir görevli diplomat, “Osmanlı sevdası, kulağa hoş gelebilir ama pratikte çokkültürlülük ve millet sistemi adına üniter yapıyı, laikliği ve eşit vatandaşlığı hedef alır. Bu, iç barışı ve dış dengeleri bozar. Barrack gibi dış aktörlerin bu söylemi teşvik etmesi de tesadüf değil."

Muhalefet içinden ve bağımsız yorumcular ise, Kılıçdaroğlu’nun sözlerini “iktidarın neo-Osmanlı gündemine paralel” bulurken, Erdoğan’ın paylaşımını da “aynı çizgiyi tamamlayan” unsur olarak görüyor. Kulislerde, “Üç taraf da ulus-devletten vazgeçme veya onu sulandırma yönünde adım atıyor. Bu, Cumhuriyet’in geleceği için tehlikeli bir zemindir” görüşü ağırlık kazanıyor. 

Diplomasi çevreleri ayrıca Barrack’ın aktif rolünün (Suriye ve Irak özel temsilcilik görevi) bu söylemleri “ABD’nin bölge politikasına alet etme” girişimi olarak yorumluyor. Bazı kaynaklar ise, “Dış güçlerin Osmanlı senaryoları üzerinden Türkiye’yi şekillendirme çabası, ulusal egemenliği riske atar” uyarısı yapıyor. 
Laik Cumhuriyet savunucuları ise “Tarihsel mirasa saygı başka, onu bugünün demokratik rejimini geriye götürmek için araçsallaştırmak bambaşkadır” diyerek net tavır koyuyor. Ankara’da tecrübeli isimler, bu tür konuşmaların artmasının hem iç siyasette kutuplaşmayı derinleştireceğini hem de komşu ülkelerde “Türk yayılmacılığı” algısını güçlendireceğini belirtiyor.

Yine eski bir diplomat, “Demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlendirmek yerine Osmanlı hayallerine sarılmak, hem stratejik hata hem de Cumhuriyet değerlerine ihanettir” şeklinde değerlendirmede bulunuyor.
Gelişmeler yakından izlenirken, kulislerdeki genel kanaat ise, bu tür söylemlerin “yanlışlığı” ortada ve Türkiye’nin geleceği açısından nostaljik bir tehlike oluşturduğunu, Türk yayılmacılığı algısını tetiklediğini, bu durumun ülkeyi riskli bir zemine taşıyabileceği şeklinde.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!