Siyasi Bumerang: Kapatılma Tehdidinden Kapatma Kültürüne Yolculuk!
2008 yılı, Türkiye demokrasisi için bir kırılma noktasıydı. AKP hakkında açılan kapatma davası, sadece bir partinin değil, sandıktan çıkan milli iradenin yargı eliyle tasfiyesi girişimi olarak tarihe geçmişti. O günlerde, ana muhalefet partisi CHP'nin genel tutumu "parti kapatmaların bir çözüm olmadığı" ve demokratik siyasetin önünün açılması gerektiği yönündeydi ve bu aynı zamanda ilkesel bir duruşun da göstergesiydi.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, AKP iktidarının dilinde ve pratiğinde bu "mağduriyet tecrübesinin" demokratik bir olgunluğa dönüşmediğini apaçık görüyoruz. Aksine, siyasi rakiplerini başta CHP ve DEM Parti olmak üzere hukuki kıskaçlar, kayyum atamaları ve kapatılma imalarıyla çevreleyen bir yapı karşımıza çıkıyor.
İsrail’in trajedisi, Holokost gibi büyük bir acıdan sağ kurtulan bir bilincin, modern dünyada başka bir halkın nefes borusunu kesen bir güce dönüşmesidir. Bu durum psikolojide "istismarcıyla özdeşleşme" olarak tanımlanıyor. Yani AKP iktidarının bugünkü tutumu ile bu tarihsel çelişki arasında çarpıcı bir benzerlik bulunuyor.
Geçmişte yaşanan haksızlıklar, bugün yapılacak antidemokratik hamlelerin "meşruiyet kalkanı" haline getiriliyor.
Bir zamanlar bazı elitler tarafından dışlanan muhafazakar siyaset, bugün kendisine muhalif olan herkesi "milli güvenlik sorunu" veya "gayrimilli" ilan ederek aynı dışlayıcı dili kullanıyor.
2008'de yargı aktivizmine karşı bayrak açanlar, bugün yargıyı siyasi rakiplerini dizayn etmek için bir "siyaset mühendisliği" aracı olarak kullanmakla eleştiriliyor.
Kapatılan sadece partiler mi?
İktidarın, bir zamanlar kendisine kalkan olan "parti kapatmalara hayır" ilkesini bugün rakipleri için işletmemesi, sadece bir siyasi tutarsızlık değildir. Bu durum Türkiye'nin demokratik birikiminin ve toplumsal barış hafızasının silinmesi anlamına gelir.
Eğer AKP iktidarı, geçmişte kendisine yapılanları bugün bir "intikam aparatı" olarak rakiplerine yöneltirse, Türkiye siyaseti "parti kapatma kültürü"nden asla kurtulamayacaktır. Kapatılan sadece bir tabela veya bir bina olmayacak, Türkiye’nin bir arada yaşama iradesi ve "demokrasi" denilen o ortak payda olacaktır. Şurada unutmayalım ki tarih, mazlumken zalime dönüşenlerin hikayesini değil, güce sahipken adaletten sapmayanların erdemini yaşatır.
Yorumlar
Yorum Gönder