Okuldan Sanayiye "Ölüm Köprüsü". İktidarın Mesleki Eğitim Vizyonu Kan Kaybediyor!
İktidarın "ara eleman değil, aranan eleman" sloganıyla pazarladığı bu model, bugün kamuoyunda "MESEM Cinayetleri" olarak anılan trajik bir bilançoya dönüşmüş durumda.
AKP'nin mevcut eğitim politikaları, ekonomik krizin faturasını çocukların omuzlarına yükleyen bir anlayışı temsil ediyor. Devlet eliyle meşrulaştırılan bu sistemde, 14-15 yaşındaki çocuklar haftanın dört gününü fabrika ve atölyelerde, çoğu zaman güvenlik önlemlerinden yoksun şekilde geçiriyor.
Eğitim, evrensel değerler ve bilimsel gelişim yerine, piyasanın anlık taleplerine göre şekillendiriliyor.
İşverenlere sağlanan teşvikler, çocukların eğitim hayatından koparılmasını karlı bir "insan kaynağı yönetimi" haline getirdi.
Okul sıralarında olması gereken çocukların, asansör boşluklarında veya pres makineleri altında hayatını kaybetmesi, "kaza" değil, denetimden imtina eden bir sistemin sonucu olduğu apaçık ortada.
MESEM projesi, kağıt üzerinde istihdamı artırmayı hedeflese de uygulamada çocuk işçiliğinin kurumsallaşmış bir formuna dönüştü. Asgari ücretin çok altında rakamlarla çalıştırılan, sendikasız ve savunmasız bırakılan lise öğrencileri, birer "öğrenci"den ziyade "maliyetsiz işçi" olarak görülüyor.
Eğitim hakkı, anayasal bir güvence olmasına rağmen; bugün çocukların can güvenliğini dahi sağlayamayan bir sistemle karşı karşıyayız. Gençlerin hayallerini değil, sermayenin kar marjını önceleyen bu vizyon, toplumsal çürümenin de bir işaretidir.
Siyasi iktidarın eğitimde fırsat eşitliğini savunmak yerine, çocukları erken yaşta ağır sanayi koşullarına itmesi sadece bir yönetim hatası değil, bu bir neslin geleceğinden feragat edilmesidir. İş cinayetlerinin ardından yapılan "fıtrat" veya "kaza" açıklamaları ise, sorumluluğu üstlenmekten kaçan ve yapısal sorunları halı altına süpüren bir anlayışın yansımasıdır.
Türkiye’de eğitim artık sosyal mobiliteyi sağlayan bir araç değil, sınıfsal farklılıkları derinleştiren ve yoksul aile çocuklarını güvencesiz çalışma hayatına hapseden bir bariyer haline gelmiştir. "MESEM Cinayetleri", sadece bir güvenlik sorunu değil; çocukların canını piyasa dinamiklerine kurban eden bir zihniyetin iflasıdır.
Şu noktanın altını kalınca çizmek gerekir ki sorumluluk; yasa çıkaranların, denetlemeyenlerin ve eğitimi fabrikadan ibaret görenlerindir. Gençlerin yaşam hakkının, ekonomik büyüme rakamlarından daha değerli olduğunu kabul etmeyen bir eğitim politikası, meşruiyetini çoktan yitirmiş demektir.
Yorumlar
Yorum Gönder