Bilgi Kirliliğiyle Mücadelede Çifte Standart mı? Uygulama Farklılıkları Kamuoyu Vicdanını Yaralıyor!


​Türkiye siyaseti, ana muhalefet partisi CHP'nin liderlik yapısını kökten değiştirebilecek bir istinaf kararını beklerken; yargı koridorlarından sızan iddialar, adaletin tarafsızlığı ilkesini bir kez daha gündeme taşıdı. CHP’nin kurultay kararlarının "mutlak butlan" (hiçlik) ile malul olduğu iddiasıyla açılan davada, mahkemenin henüz resmen açıklamadığı bir kararın medya üzerinden "yazıldı" şeklinde servis edilmesi, hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bir gelişme olarak ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor.

​Kamuoyunda "Dezenformasyon Yasası" olarak bilinen düzenlemeler, halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçuna ağır müeyyideler getirirken, bu yasaların uygulama pratiğindeki "seçicilik" dikkat çekmekte.
​İktidara yakın bir gazetecinin, henüz tebliğ edilmemiş bir yargı kararına dair kesin yargılar içeren paylaşımları, toplumda infial ve belirsizlik yaratma potansiyeli taşıyor. Sıradan bir vatandaşın dijital ortamdaki en ufak bir duyumu "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında soruşturma konusu olabilirken, yargı sürecini manipüle edebilecek güçteki iddiaların cezasız kalması, "kanun önünde eşitlik" ilkesine dair eleştirileri haklı çıkarıyor.

Yargının siyasi rekabetin bir parçası haline getirilmesi, sadece bir siyasi partiyi değil, tüm bir hukuk düzenini "sakatlayacak" bir durum ortaya koyuyor.
​Eğer bir mahkeme kararı, hukuki gerekçelerinden önce siyasi kulislerin mezesi haline geliyorsa, o noktada kararın hukuki isabetinden çok, hangi amaca hizmet ettiği sorgulanır. 

Öte yandan bir siyasi partinin iç işleyişine yargı yoluyla müdahale imajı, demokratik standartlar açısından da riskli bir emsal oluşturuyor. ​İktidarın, dezenformasyonla mücadele iddiasındaki kararlılığını, kendi lehine sonuç doğurabilecek sızıntılar ve manipülasyonlar karşısında da sergilemesine ses çıkartmaması bir çifte standardı da ortaya koyuyor. Yargı kararlarının mahkeme salonları yerine sosyal medya mecralarında "ilan edilmesi", adalete olan toplumsal güveni de sarsan bir durum yaratıyor.

​Hukuk; siyasi aktörlerin birbirini saf dışı bırakmak için kullandığı bir "mutlak butlan" aracı değil, herkes için öngörülebilir ve tarafsız bir koruma kalkanı olmalıdır. Bu süreçte yargıdan beklenen; siyasi spekülasyonlara geçit vermeyecek bir şeffaflıkla, hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda karar vermesidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!