Adalet Ekmektir; O Yoksa, Sofrada Herkes Aç Kalır. Piyasalar Hukuk İstiyor!
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik davalar, tutuklamalar ve binlerce yıllık hapis istemleri, sadece iç siyaseti değil, uluslararası yatırımcıların Türkiye bakışını da ciddi şekilde etkiliyor.
Uzayan yargı süreçleri ve "siyasi baskı" algısı, yatırımcıların geleceği görmesini engelliyor.
CHP'li belediyelere yönelik görevden almalar ve soruşturmalar, yerel hizmetlerin aksamasına ve kamu kaynaklarının yönetiminde soru işaretlerine neden oluyor.
Ekonomi dünyasında "hukuk ve adalet ekonomisi" denen bir kavrama dikkat çekmen istiyorum. Eğer bir ülkede yargı bağımsızlığına olan inanç zayıflarsa; hem yerli hem de yabancı yatırımcı parasını daha güvenli, hukuk kurallarının öngörülebilir olduğu ülkelere taşır.
Hukuki risklerin yüksek olduğu bir ülkede borçlanma maliyetleri (faizler) artar ve Türk Lirası değer kaybeder.
İhale ve inşaat gibi büyük sektörler, belediyeler üzerindeki hukuki belirsizlikler nedeniyle duraklama noktasına gelir.
Peki çözüm ne derseniz?
Türkiye'nin genç nüfusu ve stratejik konumu büyük bir potansiyel sunsa da bu gücü kullanabilmek için yargı reformu şarttır.
Yargının siyasetten bağımsız, şeffaf ve hızlı çalışması sağlanmalıdır.
Demokratik kuralların ve hukukun üstünlüğünün korunması, sadece siyasi bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur.
Bir ülkenin kasası dolu olsa bile, eğer adalet sistemi tarafsız görülmüyorsa o ülkede kalıcı bir refah inşa edilemez. Sermaye sadece kârın değil, huzurun ve güvencenin peşinden gider. Demokrasinin askıya alındığı, yargı koridorlarının siyasi hesaplaşma alanına dönüştüğü bir iklimde, ne devasa ihaleler ne de stratejik konum bizi kurtarmaya yeter. Türkiye, 'adalet mülkün temelidir' anlayışını bir duvar yazısı olmaktan çıkarıp ekonomisinin ana sütunu haline getirmek zorundadır.
Özetle piyasalar hukuk istiyor. Hukukun sustuğu yerde paranın sesi kesilir. Zira adalet ekmektir; o yoksa, sofrada herkes aç kalır diyelim noktalayalım.
Yorumlar
Yorum Gönder