AKP’nin Enflasyon Faciası: Çiftçi Tarlada Ağlıyor, Halk Marketten Kaçıyor!
Türkiye, AKP’nin 23 yıllık iktidarında enflasyon canavarını yenemedi; aksine, bu canavar her geçen yıl daha da büyüdü. Resmi TÜİK verilerine göre Mart 2026’da yıllık enflasyon %30,9 seviyesinde açıklansa da bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) gerçek rakamı %56-63 bandında hesaplıyor. Halkın cebinde hissettiği enflasyon ise resmi rakamları ikiye katlıyor. Uzman ekonomistler ve köylülerin ortak tepkisi net: Sorunun kökeninde AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın heterodoks ekonomi politikaları yatıyor. Faiz lobisiyle mücadele iddiasıyla faizleri düşürmek, lirayı eritmek, tarımı çökertmek ve verileri manipüle etmek… Hepsi tek bir sonuç doğurdu: Kronik enflasyon ve halkın yoksullaşması.
Yanlış Para Politikası: Erdoğan’ın “Faiz Sebep” Tezi Ekonomiyi Batırdı
Ekonomist Mahfi Eğilmez, enflasyondaki sınırlı düşüşü “baz etkisi”ne bağlayarak sert eleştiriyor: “Beklenen düşüş gelmedi. 2025 sonunda %30,89 olan enflasyon şubatta yeniden %31,53’e çıktı. Petrol fiyatlarındaki artış enflasyona 4-5 puan daha ekleyecek. 2026’da büyüme %2,5-3 bandında kalırsa iyimser sayılırız.” Eğilmez’e göre, AKP’nin faiz düşürme obsesyonu ve Merkez Bankası başkanlarını görevden alma pratiği, lirayı değersizleştirdiğini, ithal girdilerinin pahalılaştırdığını ve bunların da enflasyonu tetiklediğini vurguluyor.
Gazeteci Emin Çapa ise daha da net: “Enflasyonun nedeni Erdoğan’dır. Yoksulluğunuzun, 5 yıl önceye göre daha fakir olmanızın, 10 yıl önceye göre daha fakir olmanızın nedeni Recep Tayyip Erdoğan. Mehmet Şimşek değil. Bu kadar. Mehmet Şimşek atanmış bir insan. Onu oraya atayan biri var.” Çapa, Erdoğan’ın “faiz sebep enflasyon neticedir” tezini bilim dışı buluyor ve bu politikanın doğrudan yoksullaştırmaya yol açtığını vurguluyor.
Uğur Gürses gibi diğer bağımsız ekonomistler de TÜİK’in enflasyon sepetini değiştirdiğini, yüksek fiyatlı ürünleri çıkardığını ve verileri “bilinçli olarak düşük gösterdiğini” belirtiyor. Bağımsız araştırmalar, gerçek enflasyonun resmi rakamların neredeyse iki katı olduğunu doğruluyor. Bu manipülasyon, halkın gerçek acısını gizliyor ama marketlerde, pazarda, faturalarda ortaya çıkıyor.
Köylerde Girdi Maliyetleri Çiftçiyi Bitirdi, Gıda Enflasyonu Patladı
Enflasyonun en ağır darbesi köylerde ve tarımda vuruyor. AKP’nin tarım politikaları özelleştirmeler, ithalat bağımlılığı, desteklerin yetersizliği üretim maliyetlerini uçururken gıda enflasyonunu kontrol edilemez hale getirdi. Mazot, gübre, yem ve elektrik fiyatlarındaki astronomik zamlar çiftçiyi borç batağına sürükledi. Tarım sektörü %8,8 küçüldü; buğday üretimi %6, arpa %8 geriledi. Çiftçiler ürünlerini tarlada bırakıyor, traktör konvoylarıyla eylem yapıyor.
Köylerdeki gerçek tablo içler acısı. Örneğin, İç Anadolu’da bir buğday üreticisi köyünde çiftçi Ahmet Amca’nın hali: “Mazot 30 lirayı aştı, gübre bir yılda %150 zamlandı. Üretim maliyeti 12-15 TL’ye dayandı ama TMO alım fiyatı 10 TL. Serbest piyasada 8,5 TL’ye satıyoruz. Hasat emeğimizin karşılığını alamıyoruz, borçla ayakta duruyoruz.” Benzer şikayetler Karadeniz fındık üreticilerinden Çukurova pamuk çiftçilerine kadar her bölgeden geliyor. Köyler bir gecede “mahalle” yapılarak (6360 sayılı yasa) tarım nüfusu %22,7’den %8,7’ye geriledi; 26 milyon dekar tarım arazisi üretim dışı kaldı. Çiftçi sayısı 2,8 milyondan 2,2 milyona düştü.
CHP milletvekili Erhan Adem gibi muhalefet temsilcileri de uyarıyor: “AKP’nin tarım politikaları enflasyonu artıracak. Tarımsal girdi fiyat endeksi rekor kırıyor, gıda enflasyonu kontrolden çıkıyor.”
Köylü, hem üretici hem tüketici olarak iki taraftan eziliyor. Ürettiği ürünü ucuza satıyor, marketten aldığı gıdayı fahiş fiyata almak zorunda kalıyor. Bu, tam bir “yoksullaştırma politikası”
23 Yıllık AKP İktidarı Enflasyonu
Durduramadı, Halkı Fakirleştirdi
AKP, ilk 10 yılında nispeten ortodoks politikalarla enflasyonu tek hanelere indirmişti ama son 13 yılda Erdoğan’ın “faizi düşür, enflasyon düşsün” saplantısı, rezervleri eritmesi, tarımı ithalata bağımlı hale getirmesi ve liyakatsiz yönetimle ekonomiyi stagflasyonun eşiğine getirdi.
Anketler de doğruluyor: Halkın %75’i AKP’nin ekonomi performansını “başarısız” buluyor. Enflasyon düşmüyor, yoksulluk artıyor, köy boşalıyor, şehirler göçle doluyor. Uzmanlar ve köylüler aynı şeyi söylüyor: Bu enflasyon “tesadüf” değil, bilinçli bir politikanın ürünü. Erdoğan ve AKP, halkın cebinden, çiftçinin tarlasından, işçinin alın terinden beslenen bir sistem kurdu. Enflasyon durdurulamıyor çünkü durdurmak istenmiyor; sistem, faiz lobisine, ithalatçıya, rantiyeye hizmet ediyor. Köylü “ağlıyor”, emekli ve asgari ücretli geçinemiyor. Bu tablo, 23 yıllık AKP iktidarının en büyük başarısızlığı olarak görülüyor.
"Değişim şart" diyen uzmanlar gerçekçi düzenlemeler yapılmadığı süreçte, 2026 yılının bir felakete dönüşeceği uyarısında bulunuyor.
Yorumlar
Yorum Gönder