Siyasi Rehine Dönemi Bitmeden Enflasyon da Ekonomide Düze Çıkmaz. Kelepçe Türkiye Ekonomisine Vuruldu!
Bugün Silivri’de görülmeye başlanan İmamoğlu davası, Türkiye’nin sadece demokratik rotasını değil, mutfaktaki yangının sönüp sönmeyeceğini de belirleyecek. Siyasi çevreler, halkın iradesiyle üç kez seçilmiş bir ismin ve beraberindeki siyasi figürlerin "yolsuzluk" gibi içi boşaltılmış iddialarla cezaevinde tutulması, uluslararası piyasalarda Türkiye’yi "öngörülemez ve riskli" kategorisinin en tepesine taşıdığını dile getiriyor.
"Hukuk Yoksa Ekmek De Yok"
Başta CHP olmak üzere diğer muhalefet partileri ve geniş halk kitleleri, tek bir ağızdan haykırıyor: "Siyasi tutuklular serbest kalmadan bu ülke düzlüğe çıkamaz." İktidarın, rakiplerini yargı eliyle tasfiye etme stratejisi, sadece siyasi ahlakı değil, doğrudan vatandaşın alım gücünü hedef alıyor. Siyasi baskı altındaki bir yargı sisteminde yabancı yatırımcı kapıdan dönerken, yerli sermaye ise çareyi yurt dışına kaçmakta buluyor.
Ekonomistlerin Sert Uyarısı: Dönüşü Olmayan Yol
Ekonomi çevreleri, İmamoğlu davasını basit bir "yerel yönetim" meselesi olarak görmüyor. Türkiye ekonomisinin düzelmesi için gereken "güven iklimi"nin, ancak siyasi tutukluların biran önce serbest bırakılmasıyla tesis edilebileceğini söylüyor.
Stratejist ve Ekonomistler: "Piyasalar rakamlara değil, kurumlara bakar. Eğer bir ülkede ana muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş başkanlar cezaevindeyse, orada mülkiyet hakkı da hukuk güvenliği de yoktur. İmamoğlu ve diğer siyasi tutuklular özgür kalmadan, Türkiye’nin risk primi (CDS) düşmeyecek, yabancı sermaye gelmeyecek ve dolayısıyla enflasyon asla ve asla kontrol altına alınamayacaktır. Ekonomik krizin ilacı IMF değil, adalettir." şeklinde uyarlarda bulunuyor.
İktidara Sert Eleştiri: Siyasi Hırsın Bedelini Millet Ödüyor
İktidar bloğunun "hukuki süreç" savunması, ne sokakta ne de uluslararası arenada karşılık buluyor. Muhalefet, bu durumu "Siyasi rehine dönemi bitmeden enflasyon da ekonomide düze çıkmaz. Kelepçe Türkiye ekonomisine vuruldu. İktidarda kalmak uğruna ülkenin geleceğini ateşe atmak" olarak tanımlıyor. Toplumun geniş kesimleri, cezaevi kapılarının demokratik siyasetçilere açılmasının, Türkiye’nin dünya ekonomisinden dışlanmasına neden olduğunu görüyor.
Özetle ekonomi, siyaset ve strateji çevreleri, Silivri’den çıkacak kararın sadece İmamoğlu’nun şahsi özgürlüğü değil, 85 milyonun refah seviyesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu, Türkiye’nin ekonomik reçetesinin ilk maddesinin, siyasi tutsaklığa son verilerilerek, ülkenin hem adalete hem de refaha kavuşacağı çağrısında bulunuyor.
Yorumlar
Yorum Gönder