​Laiklik Bir Tercih Değil Varoluş Meselesidir!

​Son günlerde sistematik bir şekilde artış gösteren laiklik karşıtı paylaşımlar ve "model" olarak sunulan Orta Doğu karanlığına karşı yükselen sesler tek bir gerçeği haykırıyor, "Laiklik, bu toprakların nefes borusudur."

Peki, bizi komşu coğrafyalardan ayıran o "ince kırmızı hat" tam olarak nerede başlıyor? ​Türkiye’de son haftalarda sosyal medya ve çeşitli platformlar üzerinden laiklik ilkesini hedef alan fütursuzca saldırılar, kamuoyunda infial yaratıyor. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı olan laikliği "din karşıtlığı" gibi sunmaya çalışan çevrelere karşı hukukçular, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları sert bir dille uyarıyor: "Gözünüzü diktiğiniz o karanlık, komşu ülkelerde kan ve gözyaşı olarak akıyor."

​Ortadoğu Bataklığı ile Türkiye Arasındaki 5 Temel Fark

​Laiklik karşıtlarının hayalini kurduğu "teokratik" ya da "dini referanslı" devlet modellerinin Ortadoğu’daki karşılığı, Türkiye’nin kazanımlarıyla kıyaslandığında korkunç bir tabloyu gözler önüne seriyor.

​Hukuk Önünde Eşitlik

Türkiye’de laiklik sayesinde bir vatandaşın mezhebi veya inancı, mahkemede alacağı kararı etkilemez. Ancak komşu İslam ülkelerinin çoğunda hukuk; mezhepsel aidiyetlere göre parçalanmış durumda. Bu durum, toplumsal barışı kalıcı bir iç savaş riskine dönüştürür.

​Kadın Hakları "İnsan" Olma Mücadelesi

Türkiye, laiklik sayesinde kadının seçme ve seçilme hakkını, miras eşitliğini ve sosyal hayattaki varlığını 100 yıl önce tescilledi. Bugün İran’da bir tutam saç için ölen kadınlar veya Afganistan’da eğitimi yasaklanan kız çocukları, laikliğin olmadığı bir iklimin doğal sonucudur.

​Bilim ve Liyakat

Laik bir sistemde eğitim müfredatı deneye ve gözleme dayanır. Ortadoğu’da dini otoritelere hapsedilen eğitim sistemleri, teknoloji üretemeyen ve dışa bağımlı toplumlar yaratırken; Türkiye’nin savunma sanayiinden tıbba kadar tüm başarılarının altında laik eğitimin yetiştirdiği beyinler yatmaktadır.

​İnanç Özgürlüğünün Tek Teminatı

Sanılanın aksine laiklik, dinin de koruyucusudur. Din devletleştiği an, siyasi otoritenin elinde bir baskı aracına dönüşür. Ortadoğu’da "resmi din" anlayışı, farklı düşünen dindarları dahi "mürted" ilan edip katlederken; Türkiye’de laiklik, herkesin ibadetini özgürce yapabilmesini sağlar.

​Vatandaşlık

Laiklik, bireyi "kul/tebaa" olmaktan çıkarıp "yurttaş" yapar. Ortadoğu ülkelerinde birey, dini liderlerin veya kralların iradesine tabidir; Türkiye’de ise egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

​"Cumhuriyet Bir Mucizedir"

​Uzmanlar, Türkiye’nin bu coğrafyada bir "vaha" gibi parlamasının tek nedeninin Atatürk ilke ve inkılapları olduğunu vurguluyor. Laikliğe saldıranların aslında toplumsal huzura ve bireysel özgürlüklere savaş açtığını belirten hukukçular, "Laiklikten verilen her taviz, Türkiye’yi Ortadoğu’nun o bitmek bilmeyen kaosuna bir adım daha yaklaştırır," uyarısında bulunuyor.

Sosyal medyada klavye başında laikliği küçümseyenler, aslında sahip oldukları o "eleştirme özgürlüğünü" bile borçlu oldukları sistemi yıkmaya çalışıyorlar. Türkiye; ne bir tarikatlar koalisyonu ne de bir mezhep devletidir. Türkiye, laik ve demokratik bir hukuk devletidir; öyle kalmaya da mahkumdur!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!