Barikatları Aşan Kadınlara Selam Olsun: "Dünya Yerinden Oynar, Kadınlar Özgür Olsa!"
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kimileri için bir "çiçek ve kutlama" günü olarak pazarlanmaya çalışılsa da, Türkiye’deki milyonlarca kadın için bu tarih; derinleşen ekonomik krizin, muhafazakâr dayatmaların ve sistematik hâle gelen erkek şiddetinin gölgesinde bir isyan bayrağı anlamını taşıyor.
"Kutsal Aile" Kıskacında Kadın Kimliği
AKP iktidarının son yıllarda dozu artan "makbul kadın" yaratma çabası, kadınları toplumsal hayatın dışına iterek ev hapsine mahkum etmeyi hedefliyor.
Erdoğan'ın İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararnamesiyle çıkılmasıyla başlayan süreç, bugün 6284 sayılı koruma kanununun tartışmaya açılması ve nafaka hakkına göz dikilmesiyle devam ediyor. İktidarın her fırsatta yücelttiği "kutsal aile" söylemi, ne yazık ki kadın cinayetlerini engelleyen bir kalkan değil, aksine şiddeti kamusal alandan gizleyen bir perde işlevi görüyor.
Ekonomik Şiddet ve Emeğin Görünmezliği
Mutfaktaki yangının en büyük muhatabı olan kadınlar, bugün yalnızca sokakta değil, iş yerinde ve ev içinde de büyük bir sömürüyle karşı karşıya. Kreş hizmetlerinin yetersizliği ve bakım emeğinin tamamen kadının omuzlarına yüklenmesi, kadın istihdamını her geçen gün geriletiyor. "En az üç çocuk" telkinleriyle nüfus politikası yürüten siyasi irade, kadını iş gücünden kopararak sosyal güvenceden yoksun, erkeğe ve devlete bağımlı bir yapıya hapsetmek istiyor.
Sokaklar Bizim, Meydanlar Bizim!
Tüm engellemelere, yasaklanan yürüyüşlere ve polis barikatlarına rağmen kadınlar, haklarından vazgeçmeyeceklerini bir kez daha haykırıyor. 8 Mart, sadece bir takvim yaprağı değil; eşit işe eşit ücret, şiddetsiz bir yaşam ve laik bir toplumsal düzen için verilen kararlı mücadelenin simgesi.
Biz de Kulislerden.blogspot.com olarak, emeğiyle dünyayı var eden, hakları için geri adım atmayan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, "Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa!" diyerek bütün emekçi kadınların gününü kutluyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder