"Be Hey Vicdansızlar"dan "Sabredin"e: Eski Erdoğan’ın Sorularına Yeni Erdoğan Cevap Veremiyor!
Türkiye ekonomisi tarihinin en derin krizlerinden birinden geçerken, asgari ücretle ilgili açıklanan son rakamlar milyonlarca haneyi kelimenin tam anlamıyla "hayatta kalma" mücadelesine itti. Açlık sınırının 30 bin TL, yoksulluk sınırının ise 97 bin TL’ye dayandığı bir atmosferde, 28 bin TL olarak belirlenen asgari ücret, vatandaşı temel ihtiyaçları arasında imkansız bir tercihe zorluyor.
"Zalim İktidar"dan "Zorunlu Sabır"a
Bugün asgari ücretliyi açlık sınırının dahi altında bırakan tablo, akıllara AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi döneminde meydanlarda yankılanan meşhur "çay-simit hesabını" getiriyor.
O dönem elindeki simidi havaya kaldırarak dönemin iktidarına seslenen Erdoğan, şu ifadeleri kullanıyordu:
"Bu zalim yönetim, bu aziz millete bir bardak çay ile bir simidi bile layık görmüyor. Ailece üç öğün çay-simit yese, maaş yetmiyor. Be hey vicdansızlar, bu millet ne yiyecek? Kirayı neyle ödeyecek?"
Yıllar önce bu sorularla halkın nabzını tutan ve "ekonomik adaletsizlik" üzerinden iktidara yürüyen siyasi irade, bugün gelinen noktada asgari ücretliyi yoksulluk sınırının dörtte birine mahkum etmiş durumda.
Cevapsız Kalan Sorular. Kirayı Kim Ödeyecek?
Erdoğan’ın yıllar önceki eleştirileri, bugün kendi yönetiminde devasa bir bumerang gibi geri dönüyor. Milyonlarca vatandaş şimdi aynı soruları daha yüksek sesle soruyor:
Barınma Krizi: Ortalama ev kiralarının asgari ücretle yarıştığı, hatta geçtiği büyükşehirlerde, 28 bin TL alan bir işçi evin kirasını nasıl ödeyecek?
Temel İhtiyaçlar: Elektrik, su ve doğal gaz faturaları ödenince mutfağa girecek ekmeğin parası nereden bulunacak?
Gelecek Kaygısı: Okul masrafları, kırtasiye giderleri ve çocukların beslenme çantası bu bütçenin neresine sığacak?
Rakamlar Yalan Söylemiyor
Gelinen noktada asgari ücret artık "geçim ücreti" olmaktan çıkmış, bir "açlık deneyi"ne dönüşmüştür.
Açlık Sınırı: 30.000 TL
Asgari Ücret: 28.000 TL
Fark: -2.000 TL (Vatandaş daha sofraya oturmadan borçlu)
Yıllar önce simit hesabıyla adalet arayanların, bugün yoksulluk sınırının 97 bin TL olduğu bir ülkede 28 bin TL’yi "müjde" gibi sunması, sadece ekonomik bir başarısızlık değil, aynı zamanda siyasi bir çelişki olarak tarihe geçiyor. Vatandaşın sormaya devam ettiği soru ise çok net: "Biz ne zaman insanca yaşayacağız?"
Yorumlar
Yorum Gönder