Başkaya: Bu Rejimle Pazarlık Değil, Muhalefet Gerekli
TBMM’de düzenlenen ve adı “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olmasına rağmen kamuoyuna tamamen kapalı yürütülen oturum, siyasî kulislerde geniş yankı uyandırdı. Kardeşliğin ve dayanışmanın kapalı kapılar ardında daha iyi geliştiğine inanan anlayış, bu kez ünlü Yazar ve Düşünür Fikret Başkaya’nın kaleminden sert bir ironiyle eleştirildi.
Başkaya, “Parlamento konuşulan yer ise, bir meclis komisyonu neden kapalı oturum yapar?” sorusunu gündeme taşıyarak, halkın duymasının ‘sakıncalı’ görüldüğü konuların hangi yüksek menfaatlerle örtüldüğünü sorguluyor.
Örtülü Ödeneğin “Gözlerden Saklanan” İtibarı
Fikret Başkaya’nın vurguladığı bir diğer nokta ise yıllardır tartışma konusu olan örtülü ödenek. 1927 tarihli kanuna dayanan bu mekanizma, ekim ayında 3,7 milyar TL, yılın ilk on ayında ise toplam 12,5 milyar TL harcamayla dikkat çekti. Yıl sonu itibarıyla 15 milyar TL’nin aşılması bekleniyor.
Yetkililer, ödeneğin “devletin yüksek menfaatleri ve itibarı” için kullanıldığını belirtiyor. Ancak Başkaya, bu itibarın neden kamuoyuna açıklanamadığını sorarak ironiyi sertleştiriyor:
Bir devletin halkından gizleyecek neyi olabilir?
Raison d’État kavramının “devletin kendi yasallığının dışına çıkma hakkı” şeklinde kullanıldığını hatırlatan Başkaya, bu durumun aslında devletin suç üstü yakalanmış hâline işaret ettiğini ifade ediyor.
Çözüm Süreci Değil, Meşruiyet Arayışı
Başkaya, hükümetin “Kürt sorunu yoktur, terör vardır” yaklaşımını da eleştiriyor. Bu söylemin, giderek zayıflayan meşruiyetin yeniden üretilmesi amacıyla kullanıldığını savunuyor:
“Adı olmayan bir sorun çözülmüş sayılır; ama çözüm süreci de böylece sadece bir propaganda aracına dönüşür.”
Gerçek bir çözüm iradesinin ilk adımının hukuksuz tutuklamaların son bulması, Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Atalay gibi isimlerin derhal serbest bırakılması olduğunu vurgulayan Başkaya, kayyım uygulamalarının da demokrasiyle bağdaşmadığını belirtiyor.
Kiminle Çuvala Girdiğini Bilmek Gerekir
Fikret Başkaya, yazısının sonunda asıl çıkış yolunun pazarlıktan değil, toplumsal muhalefetin birleşik gücünden geçtiğini hatırlatıyor:
“Hiçbir kurala itibar etmeyen bir rejimle pazarlığın kıymet-i harbiyesi yoktur. Ama bu rejimden kurtulmak mümkündür: Halk cephesini güçlendirmek, demokrasiyi savunmak şarttır.”
Başkaya’ya göre kapalı oturumların karanlığına mahkûm olmak yerine, açık toplumun kapılarını aralamanın zamanı çoktan gelmiş durumda.
Yorumlar
Yorum Gönder