Siyasi İslam'ın Karanlık Sonu: IŞİD ve Taliban, Ortaçağın Altında Bir Barbarlık Mirası!

Taliban'ın yeni şeriat kanunuyla kölelik yasallaştı, kız çocuklarının eğitimi yasaklandı, dans suç sayıldı ve şiddet “kemik kırılmadığı sürece” cezasız bırakıldı; vatandaşlara linç yetkisi veren bu barbar rejim, IŞİD'in vahşetini aratmayan siyasi İslam'ın utanç verici yüzünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Siyasi İslam'ın sözde "kurtuluş" vaatleri, bir kez daha insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını aratmayan bir distopyaya dönüştü. Taliban'ın yeni şeriat ceza kanunu, köleliği yasallaştırarak, muhaliflere ölüm cezası getirerek, kız çocuklarının eğitimini yasaklayarak, dansı ve izlenmesini suç sayarak, şiddeti "kemik kırılmadığı veya deri kesilmediği sürece" masum göstererek ve vatandaşlara "günah" gördükleri davranışları kendi başlarına cezalandırma yetkisi vererek, adeta bir barbarlık manifestosu ilan etti. 
Bu kararlar, IŞİD'in Suriye ve Irak'ta sergilediği vahşet sahnelerini andırıyor: Köle pazarlarında kadınları satan, muhalifleri kafa keserek infaz eden, eğitim kurumlarını bombalayan ve dansı "şeytani" ilan ederek müzik aletlerini yakan bir terör örgütü. Taliban, IŞİD'in mirasını devralmış gibi görünüyor; her ikisi de siyasi İslam'ın radikal yorumunu bahane ederek toplumu taş devrine geri sürükliyor.
Bu şeriat uygulamaları, siyasi İslam'ın kaçınılmaz sonunu temsil ediyor: Bir ideoloji ki, başlangıçta "adalet" ve "ahlak" diye pazarlanıyor, ama pratikte insan onurunu ayaklar altına alan bir tiranlığa evriliyor. Hatırlayalım, IŞİD'in 2014'te Musul'u ele geçirdikten sonra ilan ettiği "halifelik"te, kölelik resmen teşvik edilmiş, binlerce Yezidi kadın köle olarak satılmıştı. Taliban'ın köleliği yasallaştırması, bu utanç verici pratiği normalize ederek, 21. yüzyılda köle ticaretini hortlatıyor. Muhaliflere ölüm cezası ise, IŞİD'in toplu infaz videolarını çağrıştırıyor; siyasi İslam'ın muhalefeti susturmak için kullandığı en ilkel yöntem. Kız çocuklarının eğitimi yasağı, Taliban'ın 1990'larda yaptığı gibi, nesilleri cahilliğe mahkum ediyor. Tıpkı IŞİD'in Rakka'da okulları kapatarak çocukları savaşçı olarak yetiştirmesi gibi. Dans etmek ve izlemek yasağı, kültürel bir soykırım; IŞİD'in müzik festivallerini bombaladığı, sanatçıları idam ettiği dönemleri hatırlatıyor. Şiddetin "kemik kırılmadığı sürece" suç sayılmaması, ev içi şiddeti teşvik eden bir barbarlık siyasi İslam'ın kadınları ve zayıfları koruma iddiasını yalanlayan bir rezalet. 
Linç kültürü 

En korkuncu ise, vatandaşlara "günah" cezalandırma izni verilmesi: Bu, linç kültürünü yasallaştırıyor, IŞİD'in sokaklarda "ahlak polisi"yle insanları kırbaçladığı sahneleri Afganistan'a taşıyor. Bu kararlar, ortaçağın bile gerisinde: Ortaçağ Avrupa'sında bile eğitim teşvik edilirken, Taliban ve IŞİD gibi rejimler bilimi "küfür" sayıyor. Siyasi İslam'ın bu radikal yüzü, demokrasi ve insan haklarını tehdit eden bir kanser hücresi gibi yayılıyor. İran'da kadınların başörtüsü zorunluluğuyla başlayan süreç, idamlara varıyor; Suudi Arabistan'da "velayet" sistemi kadınları köleleştiriyor. Taliban'ın bu adımları, siyasi İslam'ın nihai hedefini ifşa ediyor: Özgürlüğü yok etmek, toplumu korkuyla yönetmek ve insanlığı karanlığa gömmek. 

Öte yandan toplum bilimciler Türkiye'de ki yönetimi uyararak, ülkede yaşanan benzer vahşetlerin arka planında da bu anlayışın yattığına dikkat çekiyor ve 
'dünya, bu barbarlığa sessiz kalmamalı; yoksa yarın başka coğrafyalarda benzer vahşetler yaşanabilir' uyarısında bulunuyor.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!