Dışlananların En Dışındakiler: Dom Toplumu Konteynerlere Hapsedildi!
Türkiye'de 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da yaşam mücadelesi veren Dom toplulukları, barınmadan sağlığa kadar en temel kent haklarına erişimde yapısal engellerle karşılaşıyor. Roman Hafıza Çalışmaları Derneği'nin (Romani Godi) raporu, bu topluluğun kamu kayıtlarında dahi yer almadığını ve "kurumsal bir görünmezlik" içine itildiğini ortaya koyuyor.
Roman Hafıza Çalışmaları Derneği tarafından hazırlanan "Malatya'da Domların Kent Hakkına Erişim Raporu", deprem sonrası dönemde bölgedeki Dom topluluklarının yaşadığı derin eşitsizlikleri gün yüzüne çıkardı. Araştırma sonuçlarına göre, Malatya’daki Domlar ekonomik, sosyal ve kurumsal açıdan kentin çeperlerine itilmiş durumda.
Yok Sayılma
Raporun en dikkat çekici bulgusu, kamu kurumlarının topluluğa yönelik yaklaşımı oldu. Bilgi edinme başvurusu yapılan 33 resmi kurumun 26’sı, kendi sorumluluk alanlarında hiç Roman veya Dom vatandaşın yaşamadığını iddia etti. Bu durum, topluluğun ihtiyaçlarının tespit edilmesini ve hak temelli politikaların geliştirilmesini imkânsız hale getirerek "kurumsal bir görünmezlik" yaratıyor.
Deprem Sonrası Barınma Krizi Sürüyor
Afetin üzerinden geçen iki yılı aşkın süreye rağmen Domların %79,6’sı hâlâ konteynerlerde yaşıyor. Barınma güvencesinden yoksun olan topluluk üyeleri, aynı zamanda belediye ve sosyal hizmetlere erişimde de ciddi aksamalar yaşadıklarını bildirdi. Katılımcıların %76’sı kamu kurumlarının mahallelerinin ihtiyaçlarını önemsemediğini düşünüyor.
Açlık Sınırında Yaşamlar
Ekonomik veriler ise tablonun vahametini artırıyor. Araştırmaya katılanların %67,6’sı asgari ücretin dahi altında bir gelirle yaşamaya çalışırken, %88,8’i açlık sınırının altında bir hayat sürüyor. Rapor, yerel yönetimlere ve kamu kurumlarına; Domların kurumsal olarak tanınması, barınma hakkının güvence altına alınması ve karar alma süreçlerine etkin katılımlarının sağlanması çağrısında bulunuyor. Dayanışma ve Eşit Yurttaşlık Çağrısı
Raporun ortaya koyduğu bu ağır tablo, sadece bir topluluğun değil, kentin tamamının vicdani ve idari bir sorumluluğudur. Dom topluluklarının barınma, gıda ve sağlık gibi en temel insan haklarına erişebilmesi için acil insani yardımın ötesinde, yapısal çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının, bu "görünmez" kılındıkları sistemde Domları kapsayan, ayrımcılıktan uzak ve hak temelli bir destek ağını ivedilikle kurması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; en kırılgan grupların haklarını güvence altına almadan, gerçek anlamda kapsayıcı bir kent yaşamından ve deprem sonrası iyileşmeden söz etmek mümkün olmayacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder