Diyanet’te "Rota" Değişmedi: Yeni Başkan Arpaguş’un da Trafiğinde Anıtkabir Yine "Menzil" Dışı
Diyanet İşleri Başkanlığı'nda gerçekleşen bayrak değişiminin ardından Prof. Dr. Safi Arpaguş dönemi hızlı başladı. Göreve gelmesinden bu yana kısa sürede 9 ülkeyi kapsayan yoğun bir yurt dışı programını tamamlayan Arpaguş’un, selefi Ali Erbaş döneminden miras kalan "Anıtkabir mesafesi" ise dikkatlerden kaçmıyor. Kamuoyu, kurumun kurucusuna yönelik bu süregelen tavrın bir "zihniyet devamlılığı" olup olmadığını sorguluyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı makamında 2025 yılının son çeyreğinde yaşanan değişim, kurumun kamusal temsiliyetindeki tartışmalı başlıkları sona erdirmeye yetmedi. Ali Erbaş’tan görevi devralan Prof. Dr. Safi Arpaguş, ilk aylarında sergilediği performansla "devamlılık" mesajı veriyor. Ancak bu devamlılık, sadece dini hizmetlerde değil, milli protokol ve kurumsal vefa duruşunda da kendisini hissettiriyor.
Kıtalar Aşıldı, Birkaç Kilometre Aşılamadı
Yeni Başkan Arpaguş, göreve başlamasının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada 9 farklı ülkeyi ziyaret ederek yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Kurumsal faaliyetlerin uluslararası boyutta sürdürülmesi takdirle karşılansa da Ankara’nın kalbinde, Başkanlık binasına yalnızca birkaç dakikalık mesafede bulunan Anıtkabir’in bu yoğun programda yer bulamaması eleştirilerin odağına yerleşti.
Tartışmalı Protokol Tercihleri
Eski Başkan Ali Erbaş döneminde, milli bayramlar ve 10 Kasım gibi kritik tarihlerde Anıtkabir yerine sürekli olarak şehir dışı veya yurt dışı programlarının tercih edilmesi, toplumun geniş kesimlerinde "kurumsal bir mesafe" olarak yorumlanmıştı. Arpaguş’un da benzer bir rotayı takip etmesi; Diyanet’in, kendisini kuran iradeye ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerine karşı sergilediği bu mesafeli tutumun kişilerden bağımsız, yapısal bir tercih olduğu yönündeki görüşleri güçlendiriyor.
Kurumsal Vefa mı, İdeolojik Tercih mi?
Cumhuriyet’in en köklü kurumlarından biri olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahına karşı takındığı bu tutum, muhalefet ve siyaset bilimciler tarafından "temsiliyet krizi" olarak nitelendiriliyor.
Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları, yeni dönemden beklenen "kucaklayıcı ve birleştirici" adımların, kurucu değerlerle barışık bir protokol nezaketiyle taçlanıp taçlanmayacağını dikkatle takip ediyor.
Yorumlar
Yorum Gönder