Türkiye’nin Teknoloji Rotası İdeoloji mi, Gelecek mi?
Türkiye’de son yıllarda bilim ve teknoloji alanında atılan adımlar, toplumun geniş kesimlerinde tartışma yaratıyor. Bir yanda hükümet, ülkenin “yerli, milli ve ahlaki değerlere” dayalı bir kalkınma yolu izlediğini söylüyor. Diğer yanda bazı uzmanlar, eğitim ve bilim kurumlarında yapılan değişikliklerin dini ve ideolojik etkileri artırdığı görüşünde. Tüm bu tartışmalar, laiklik sınırları içinde kalsa da, asıl soru hep aynı yere geliyor: Bu tercihler Türkiye’nin bilimdeki gücünü nasıl etkiliyor?
Eğitimde Değişen Dengeler
AKP döneminde okul müfredatları birkaç kez yenilendi. Bu değişikliklerde “değerler eğitimi” ve dini içeriklerin daha belirgin hale geldiğini söyleyen uzmanlar var. Fen ve matematik derslerinde yapılan sadeleştirmeler, imam hatip okullarının artışı gibi adımlar, eğitimdeki ağırlığın bilimden uzaklaştığı yorumlarına yol açıyor.
Uluslararası sınavlarda Türkiye’nin özellikle fen alanında beklenen ilerlemeyi gösterememesi de bu tartışmayı büyütüyor. Gençlerin gelecek planları, yurt dışına yönelmeleri ve akademik rekabet gücü, bu eğitim atmosferinden doğrudan etkileniyor.
TÜBİTAK gibi kritik bilim kurumlarında yapılan yapısal değişiklikler de dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu kurumlarda kararların “bağımsız ve nesnel” alınmasının önemine vurgu yaparken, bazıları süreçlerde ideolojik tercihlerin rol oynadığı algısının güçlendiğini söylüyor.
Hükümet ise bu eleştirileri kabul etmiyor ve Türkiye’nin teknoloji politikalarının “milli ihtiyaçlara göre” şekillendiğini savunuyor.
Bütçeler ve Öncelikler
Son yıllarda bilim kurumlarına ayrılan bütçeler ile dini kurumların bütçeleri sık sık karşılaştırılıyor. Bazı uzmanlar, asıl problemin bütçe değil, ülkenin bilim ve eğitim vizyonunun hangi temeller üzerine kurulduğu olduğunu söylüyor. Onlara göre Türkiye’nin rekabet gücünü artırması, din ve bilimin hangi oranda ve nasıl dengelendiğine bağlı olacak.
Gençlerde Artan Kaygı
Tarikat ve dini gruplarla devlet arasındaki ilişkilerin kamuoyunda sık tartışılması, bazı çevrelerde liyakat ve bağımsızlık konusunda soru işaretleri doğuruyor. Hükümet ise bu yorumların abartılı olduğunu, sivil toplum yapılarının çeşitliliği olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Ancak araştırmalar, gençlerin gelecekle ilgili daha fazla kaygı duyduğunu, yurt dışına gitme isteğinin önceki yıllara göre arttığını gösteriyor. Uzmanlar, bunun ekonomik sebepler kadar eğitimdeki yön değişimiyle de ilgili olduğunu düşünüyor.
Türkiye İçin Yeni Bir Bilim Hikâyesi Mümkün
Bugün Türkiye’de bilim ve teknoloji politikaları iki farklı bakış açısından yorumlanıyor:
Kimi, bu süreci kültürel kimliği güçlendiren bir model olarak görüyor; kimi ise bilimsel ilerlemenin geri plana itildiğini düşünüyor.
Kesin olan şu ki:
Türkiye’nin güçlü bir geleceğe sahip olması, bilimin ideolojik tartışmalardan bağımsız, sürdürülebilir bir vizyonla desteklenmesine bağlı.
Yorumlar
Yorum Gönder